Amerika’da Araba Satin Almak – Arabayi Aldiktan Sonra Sirada Ne Var?

AAA Auto Club South, araba sahiplerine çok çeşitli avantajlar sunan ve yıllık ücretle abone olunan bir kulüptür. Araba aldıktan sonra AAA Auto Club South’a üye olun (1-800-222-1134). Bu kurumun aşağıdaki yedi servisini kullanma olasılığınız oldukça fazla:

1) Araba çektirmek: Diyelim ki arabanız yolda arızalandı. Hemen cep telefonunuzdan ya da bir ankesörlü telefondan 1-800’lü numarasını (1-800-222-4357)  arıyorsunuz, onlar sizin yakınınızda anlaşmalı oldukları bir araba çekicisini arıyorlar telsizle, 1-4 saat süren bir süre zarfında gelip arabanızı çekiyorlar istediğiniz mekana. Arada aramanız gerekiyor genelde sormak ve hatırlatmak için, mesela saat başı. Bir mil limiti var, bunu öğrenin. Eğer Altın (Gold) ya da Platin (Platinum) üye iseniz daha fazla kilometer performansı (mileage) çektirebiliyorsunuz, o yüzden o şekilde üye olun. Arabayı çeken adama bahşiş verebilirsiniz, özellikle çabuk geldiyse ve mesela başka konularda da yardımcı olduysa, ama $10’dan fazla vermeye hiç gerek yok, $5 çok iyi bir miktar. Ayrıca hazır uzmanı bulmuşken fazla baymamak şartıyla bir iki kafanıza takılan soruyu sorabilirsiniz.

2) Arabanın içinde unutulan anahtar: Diyelim ki arabadan çıktınız ve anahtarı arabanın içinde unuttuğunuzu farkettiniz. Yine yukarıdaki gibi yardıma çağırıyorsunuz, gelip yaklaşık 1 dakika içinde kapınızı açıyorlar.

3) Patlamış lastik: Lastiğiniz patladı, kalakaldınız olduğunuz yerde. Arıyorsunuz, gelip lastiği değiştiriyorlar, arabanızın bagajındaki yedek lastiği takıyorlar geçici olarak kullanabilmeniz için. O lastikle 55-60 milden hızlı sürmemek lazım ve bir an önce tanıdık iyi bir lastik tamircisine ya da üyeyseniz SAM’S club’a çektirip lastiği değiştirmek lazım.

4) Turistik gezi için harita ve broşür: AAA’in lokal ofisini arıyorsunuz (acil numarasını değil) ve o ofise gidip oradan bedava harita ve gideceğiniz eyaletlerle ilgili broşür alabiliyorsunuz.

5) İndirimli biletler: Farzedelim ki Disneyland’i görmeye karar verdiniz. Bu lokal ofisten gideceğiniz bu tür eğlence parkları için indirimli bilet almak mümkün. Mesela 4 kişi 2’şer park gezeceksiniz. Her bir biletten $4 indirim olsa $32 tasarruf ettiniz.
Web sayfasında ( http://www.aaa.com ) pek çok konuda size faydalı olacak bilgi bulabilirsiniz, özellikle Travel kısmında.

6) Araba kiralarken indirim: Bunu araba kiralarken siz kendiniz açmalısınız. Araba kiralayan şirket sizin AAA üyesi olup olmadığınızı büyük ihtimal sormayacaktır.

7) Otel kiralarken indirim: Oteli rezerve ederken ve fiyat alırken AAA üyesi olduğunuzu belirtin, indirim alabilirsiniz. Mesela Days Inn otelleri indirim veriyor AAA üyelerine.

 

Araba sigortası için fiyat arastırması yapabileceğiniz şirketlerden ikisi:

http://www.safewayinsurance.com/

http://www.statefarm.com/

Arabanızın ruhsatını (title) her yıl doğumgününüze denk düşen zamanda yenilemeniz yasal olarak gerekebilir.

 

Yağın eksik olması motorun kendi içinde yıpranmasına sebep olacağından HER ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE, ya da en azından HER SABAH MUTLAKA ARABANIZIN YAĞ VE SU SEVİYELERİNİ KONTROL EDİN. Arabanızın motoru yıprandığı takdirde değiştirmeniz gerekebilir. (eğer arabanızı ileride satmayı düşünüyorsanız ve arabanızın değeri $4000 altındaysa motorunu degiştirmek yerine direkt hurdaya (junk-yard) yollayın). Aksi gerekmediği takdirde ARABAYI 89 NUMARALI BENZİN İLE KULLANIN VE HER 2500 MİLDE YAĞ VE FİLTRESİNİ DEGİŞTİRİN.  Ayrıca air filter’ı da kendiniz satın alıp her iki yağ degiştirmeden birinde onu da bedavaya değiştirtebilirsiniz.  Bunun dışında düzenli bakımlarınızı (regular maintenance) düzgün olarak yaptırmayı ihmal etmeyin.

Arabanızı yağ değiştirmeye götürdüğünüzde tamirci arabada yeni kusurlar bulabilir. Özellikle uygulanan bir psikolojik taktik şu: Tamirci arabanızın kapağı–ameliyat yapılan hasta misali- açık olduğu halde sizi arabanın yanına götürüp “bak bu tozlanmış, şu kirlenmiş, şu degişse iyi olur” gibi önerilerde bulunur. Arabanızın kapağının açık olup motor ve iç aksamlarının gözünüzün önünde sergileniyor olması, o tamirin acil olması ve yapılması gerektiği demek değil. Tamire o anda karar vermeyin, düşüneceğinizi söyleyin. Özellikle acil bir şey değilse daha sonra yapılabilir.

Amerika’da Araba Satın Almak – Arabayı Alıyorsunuz :)

Amerika’da araba almak ile ilgili yazılarımızın sondan bir öncekine hoşgeldiniz! Daha önceki yazılarımızda önce temel bazı bilgileri paylaşmış, sonra da arabayı almadan önce yapacaklarınızı anlatmıştık ve örnek bir telefon konuşması sunmuştuk.

Telefon konuşmasından sonra arabayı görmeye gittiniz. Nelere dikkat edeceksiniz?

Öncelikle arabada belirgin görünen bir hasar var mı ona bakacaksınız. Boyası nasıl duruyor, acaba kaza yapıp sonradan boyanmış mı? Sonra motoru açıp bakacaksınız, acayip sesler çıkartıyor mu? Tabi bunları bilen biriyle yapmanız gerekiyor. Sonra arabayla bir tur atabilirseniz iyi olur. Bir de arabanın düzenli bakımıyla ilgili dokümanları (“regular maintenance”) görmek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Mesela her 3,000 milde bir yağı degişmiş mi; yoksa arada kaçtığı olmuş mu? Özellikle 30K, 60K, 90K bakımları yapılmış mı, nerede yapılmış? Bu dokümanlar buruşuk buruşuk mu yoksa düzenli bir şekilde bir dosyada mı tutulmuş?

Arabanın kendisinden çok kimden aldığınız önemli: Mesela meslek sahibi bir insan mı? Evinin düzeni nasıl? Bu da önemli bir ayrıntı çünkü bir insanın evinin düzeni yaşam stili ve karakteriyle ilgili önemli ipuçları verebilir. Nasıl bir mahallede yaşıyor? Sizde yarattığı izlenim nasıl, sizce arabayı satma sebebi gerçekten size söylediği sebep mi? Çok şüpheci davranmadan uyanık olmakta fayda var.

Arabayı beğendiniz diyelim. Eğer arabalardan anlıyorsanız ve bu arabadan 100% eminseniz o noktada pazarlık yapıp satın alabilirsiniz. Ama eğer bu konuda fazla bilginiz deneyiminiz yoksa tamirciye götürmelisiniz arabayı. Farkındaysanız şu ana kadar daha hiç fiyat konuşulmadı. Sanki o gazetede ilan ettiği (ya da sizin telefonda sorduğunuz) fiyattan satacakmış gibi davranıyordu iki taraf da. Ama bu noktada (tamirciye gitmeden önce) fiyat konusu konuşulabilir. Zaten koyduğu fiyata dikkat ederseniz biraz pazarlığı daha tamirciye gitmeden yapabilirsiniz. Mesela arabaya $5,500 fiyat koymuşsa o anda $5,000’e düşürebilirsiniz. Tamirciye gittiniz, tamirci dedi ki: Bunun motoru iyi, alabilirsin. Orada sizin sıranız geliyor. Arabaya yapacağınız tüm masrafları belirleyerek bunları pazarlık unsuru olarak kullanmalısınız:

  • 30K, 60K, 90K bakımına ne kadar vakit kalmış? (Bu bakımlar $300-$500 arası tutabilir, hele sizi tavuk gibi yolmak icin bahane arayan yetkili servise $600-$800 kaptırmanız işten bile değil. Eğer araba mesela 85K ise ve 90K bakımını yaptırmamışsa bunu pazarlık unsuru olarak kullanın.)
  • Tekerlekler (tires) yeni mi? (tekerlek başı $60-$100 farkettirir)
  • Frenler (brakes) yeni mi? Ne zaman takılmış, degişmesi gerekiyor mu? ($60-$150 farkettirebilir fren başına)
    Triger kayışı (Timing belt) degişmiş mi zamanında? Özellikle Japon arabalarında triger kayışı 60.000 mil (100.000 km) değiştirilmeden koparsa sanırım motor gidiyor . O yüzden bu kaçınılmaz bir masraf ve pazarlıkta dikkate alınmalı.
  • Koltuklarda yırtık var mı? Degişmesi gerekiyor mu?
  • En son şansıman yağı(transmission fluid), antifreeze ne zaman degişmiş?
  • En son yağ ne zaman degişmiş? ($20)

Pazarlığınızı yaptınız, almaya karar verdiniz. Mutlaka bir anlaşma hazırlanmalı ve bunu iki taraf da imzalamalıdır. Anlaşma örneğini bu işi önceden yapmış bir arkadaşınızla birlikte hazırlayın. Her iki tarafın ismi adresi ve telefonu, anlaşma tarihi, arabanın ID numarası (ön camın hemen içinde yazılı), arabayla ilgili diğer bilgiler yer almalı. Her iki taraf da birer kopyasını imzalayıp saklamalı. Arabayı satan kişi sizden büyük ihtimalle cash olarak isteyecektir parayı. Bankaya birlikte gidip orada halledebilirsiniz. SİZ ARABANIZI SATARKEN MUTLAKA BANKADA CASH OLARAK PARANIZI TESLİM ALIP ONDAN SONRA ANAHTARI TESLİM EDİN. Bunun dışında bir şey sakın yapmayın. Bir tanıdığım çek kabul etmişti cash yerine, sonra arabayı alan bir bahane çıkartarak cash’i iptal ettirmiş. Günlerce bankayla uğraştılar. Siz siz olun nakit para ile yapın satışınızı, ve de anlaşma imzalayarak…

Burada anlattıklarım araba alan birinin bakacağı kriterleri de açıklıyor. Siz de arabanızı kullanırken bu prensiplere göre kullanırsanız daha iyi bir fiyata satabilirsiniz. Arabanızı bir yatırım olarak görüp sanki emanetmiş gibi kullanırsanız sizin için en iyisi. Bir de arabanızı satmadan önce yıkayıp temizletmenizi (ilk izlenim bu konuda çok önemli oluyor), bütün tamir kayıtlarını tutmanızı, satarken arabanın durumunu olduğu gibi söylemenizi öneririm.

Amerika’da Araba Satın Almak – Örnek Telefon Görüşmesi

Amerika'da Araba Satın Almak - Örnek Telefon Görüşmesi

Arabayı almak için gazeteyi aradınız, birkaç otomobil buldunuz, telefona sarıldınız. Ne soracaksınız? İşte örnek bir telefon görüşmesi:

-“Hello, I am calling for your car”

-“Which car?”

-“Are you a dealer?”
-”Yes.”
– Thank you very much then. I am planning on buying my car from an owner…(Telefonu kapatma sesi)

Yani dealer ise konuşmakla bile vakit kaybetmeyin derim (eğer dealera referans veren bir tanıdığınız yoksa), hem güvenebilecek bir dealer bulmaktaki zorluk hem de aldıkları komisyon yüzünden.

 

Bir başka konuşma:

-“Hello, I am calling for your car”

“Ok, what would you like to ask?”
-”Could you describe me the car a bit please. I just want to make sure I have all the relevant information”
-”It’s a 1995 Mazda” (Alacağınız araba en fazla 8 yıllık olmalı. Eğer motor değiştiyse biraz daha farklı olabilir, ama o durumda motor niye degişmiş araştırmalısınız. Kaza mı yapmış acaba?)
-”Is it two doors or four doors?” (İki kapılı daha ucuz olur, ama çok da rahat olmaz. Özellikle Türkler genelde bir arabada 2-3 kişi dolaştığı için dört kapılı daha iyi olabilir. Farkındaysanız ilk sorunuz oldukça kolay ve zorlamayan bir soru, ilk başta diyalog kuruyorsunuz.)
-”Four doors”
-”And is the AC (air conditioning) working fine?” (Özellikle güney eyaletlerinde AC’nin mutlaka çok iyi çalışıyor olması gerek. Hatta kuzey eyaletleri bile yazın epey sıcak olabiliyor, o yüzden AC çok önemli)
-”Yes”
-”How many miles?”
-”120K” (Normal bir araba her yıl 10bin mil ile 12bin mil arası yazar. Bu verdiği bilgiyi
www.carfax.com’dan bakarak kontrol edebilir, böylece kilometre göstergesinde bir oynama yapıp yapmadığını görebilirsiniz. Eğer ortalama mileagedan çok daha az ya da fazlaysa bunun açıklamasını uygun bir dille talep etmelisiniz.)

-“Could I get please get the VIN nmber of the car, so that I can check its history at CARFAX website?” (Bu önemli bir soru. VIN numarasını ilk başta alarak www.carfax.com ‘dan hemen bakmak iyi bir fikir. Böylece arabayı görmeden önce tarihçesini öğrenip kötü bir arabayı baştan eleyebilirsiniz.)

-“ I don’t know what you mean…”

-“This is the number that uniquely identifies your car. It should write on your title, and also insurance identification card.”

-“Oh, I see… It is JM1BG2248N0505826” (epey uzun bir kod olduğu için dikkatli almaya calışın. E-maille de sorabilirsiniz bu numarayı)
-“Are you the first owner of this car?” (İşte en önemli soru. Eğer first owner ise bu arabayı ciddi olarak değerlendirmelisiniz. Değilse çok kötü kayıp değil, ama eğer first owner ise büyük bir “plus”)
-”Yes”
-”Would you mind if I asked why you are selling the car?” (İşte başka önemli bir soru. Büyük ihtimalle öyle olsa bile ‘kaza yaptım, bir an önce elden çıkartmak istiyorum’ gibi bir cevap duymayacaksınız. Ama en azından sormak çok önemli. En güzel sebep yeni araba alıyor olmak. Mesela eski mazdasını satıp yenisini alacak, süper, çünkü demek mazdadan memnun kalmış. Ama tabi araba yine de çok külüstür olmamalı, yani ille yeni araba alıyorlar eskisini satıyorlar diye bu sizin için iyi bir alışveriş olacak demek değil. Bir başka güzel sebep yaşlı bir insanın o arabayı artık kullanmıyor olması. Yaşlıların, akademisyenlerin, doktorların arabaları genelde iyi oluyor. Lisans öğrencisinden araba almadan önce çok iyi düşünmenizi öneririm. Bir başka çok güzel sebep ülke/eyalet dışına çıkıyor olması, genelde bu durumdaki birisi arabayı son gününe kadar kullanmak zorunda olduğu için dar bir zaman diliminde daha düşük bir fiyatla satabiliyor)

“I finished my PhD and I am moving to California to start my job.” (Çok güzel bir sebep. Tabi arabanın iyi olması lazım)

-“Did you ever have any accidents with the car?” (Bu önemli bir soru. Kaza yapan biri bunu telefonda söylemeyebilir, ama eğer arabayı gördüğünüz zaman boya izleri görürseniz bu, arabanın kaza geçirmiş olduğunu gösterir. Ayrıca etik olan bir satıcı bu noktada en küçük bir kazayı bile söylemeli. Yani eğer arabayı alacağınız kişi bu konuda size yanlış bilgi veriyorsa o arabayı unutun)

-“No major ones. Just have a few scratches on the door.” (O scracthlerin ne kadar büyük olduğuna bakmak lazım. Çünkü büyükleri arabayı paslandırabilir.)

-“And what is the price?”

-“$4000 sharp” (“sharp” demek pazarlık yapmayacağım demek. Eğer böyle birşey derse ya da “no bargaining” derse yine de sorabilirsiniz: “What if there are some needs for repair, can we deduct them from this price?”)

– “Would I be unkind if I asked if you or one of the previous owners of the car was a smoker?” (Bu soru da aslında önemli. “Non-smoker” bir arabayı satmak çok daha kolay. Amerikalıların çoğunluğu sigara içmediği ve sigara kokusundan rahatsız olduğu için non-smoker olsun arabanızın sahibi mümkünse)

-“I don’t smoke.”
-”Would you mind if we met and -if I like the car- we took the car to a repair shop?” (Bu da çok önemli bir soru. Eğer arabanın özellikleri iyi gözüküyorsa fazla oyalamadan arabayı bir an önce görün ve yine beğenirseniz emin olmak için bir tamirciye –mesela Firestone, Midas ya da Peb boys- götürüp baktırın. Yalnız tabi önceden gideceğiniz yere telefon edip yer ayırtın, böylece uygun olan zamanda gidebilirsiniz. Diğer firmaların listesini “Yellow Pages”de Automobile Repair kısmında bulabilirsiniz. Tamirci olayını kesinlikle öneririm, çünkü oraya yatıracağınız $20-$75’lik bir masraf sizi çok daha büyük bir masraftan kurtaracaktır.)

-“Sure. When would you like to come?”

-“Actually, I do not have a car. Would it be a great inconvinience for you if you came near my school and we met here?” (Eğer arabanız ve sizi götürecek biri yoksa bunu sorabilirsiniz, bir mahsuru yok, ama iyi bir arabaysa ayağınıza gelmek istemeyebilir. Satıcının size gelmesi tabii ki arabanın ille de kötü bir araba olduğunu göstermez, fakat beklenen şey normalde sizin arabayı satanın yerine gitmeniz.)

Amerika’da Araba Satın Almak – Almadan Önce Yapılacaklar

Araba alırken çok dikkatli olmanız gerekiyor, çünkü problemli bir arabanın tamir masrafları sizi büyük maddi hasara uğratabilir. Araba almaya iyice niyetlendiyseniz şu web sayfalarını öneriyorum:

http://www.edmunds.com/ (çok kapsamlı bir sayfa)
http://www.consumerreports.org/   (hangi araba ne kadar kaliteli)
http://www.kbb.com

(Ayrıca yerel gazetenizin web sayfası. Ararken yarının ilanlarından arayın arabaları, çünkü en iyi arabalar zaten 2-3 gün durmuyor. Mesela yerel gazetenizin İnternet sayfasından perşembe akşamı bulacağınız iyi arabaları hemen Cuma günü sabahtan arayarak görmenizi ve mümkünse almanızı öneririm. En iyi arabalar büyük ihtimal Pazar gününe kalmayacaktır.)

Ayrıca mümkünse dealerdan alınmamasını, mümkünse ilk sahibinden (first owner) alınmasını, almadan önce mutlaka bir tamirciye göstererek alınmasını öneriyorum. Alırken arabadaki muhtemel arızalar sorulup araştırılarak bunlar pazarlık (bargaining) için kullanılıp arabanın fiyatı düşürülebilir… Bazen iki arkadas ortak araba alıyorlar, ki bu genelde çok iyi bir fikir olmuyor, onun yerine bir kişinin arabanın kesin sahibi olması daha iyi oluyor –özellikle iki insan birbirini çok çok iyi tanımıyorsa-.

Aşağıdaki adreste almayı düşündüğünüz arabayla ilgili bilgi edinmek için bir sayfa var:

“…

www.carfax.com . Tekrar bakmadım ama biz araba aldığımız sırada 20 dolar karşılığı iki ay içerisinde sınırsız sayıda araba hakkında sorgulama yapma hakkı veriyorlardı. Açıkçası biz araba alacağımız sırada çok işe yaradı. İki ay da herhalde araba almaya karar vermiş birisi için yeterli bir süre. Çok detaylı bilgi alınamıyor aslında, bizim en çok işimize yarayan iki şey vardı:

1) Arabanın muhtelif zamanlardaki kontrollerinde kayda geçirilmiş sayaç bilgilerinden gerçekte kaç mil kullanılmış olabileceği fikrini veriyor. Bu şekilde sayacı geri alınmış bir arabayı hemen yakalamıştık mesela.

2) Eğer araba daha önce kaza geçirip açık artırma ile satıldıysa, ya da ticari olarak kullanıldıysa –mesela kiralama şirketinde lease olarak, taksi olarak, ya da polis arabası olarak- o da öğrenilebiliyor.

…”

Örnek bir Carfax raporunda şu bilgileri bulabilirsiniz:

  • Araç Özellikleri (Vehicle Specifications) (VIN numarası ve arabanın “make”i)
  • Ruhsat Kontrolü (Title Check) (“Clean Title History Guaranteed” diyorsa iyi bir şey, ama her zaman buna güvenmek doğru değil)
  • Kilometre Sayacı Düşürme Kontrolü (Odometer Rollback Check) (“No Odometer Rollback Detected” demesi gerekiyor. Bu, arabanın toplam milini gösteren cihazın sonradan değiştirilmediğini gösteriyor)
  • Sorun Kontrolü (Problem Check) (“No Problems Found “ demesi gerekiyor, ama bundan çok arabayı tamirciye göstermek için götürdüğünüzde onun söyleyecekleri önemli)
  • Kayıt Kontrolü (Registration Check)
  • Araç Geçmişi Detayları (Vehicle History Details) (bu önemli)

Ayrıntılı raporda şu bilgilere ulaşabiliyorsunuz:

  • Problem Tipleri (Problem Titles)
  • Hurda (Salvage/Junk)
  • Parça Değişimi (Rebuilt/Reconstructed)
  • Motor Tahribatı (Flood Damage)
  • Kaza Açıklaması (Damage Disclosure)
  • Üreticinin Geri Alması (Manufacturer Buyback) (LEMON)
  • Mekanik Sınırların Aşımı (Exceeds Mechanical Limits) (EML)
  • Gerçek Olmayan Mil (Not Actual Mileage) (NAM)
  • Kilometre Sayacı Düşürme Kontrolü (Odometer Rollback Check)
  • Kaza (Accident)
  • Hurda Müzayedesi (Salvage Auction)
  • Arızalı Emisyon Denetimi (Failed Emissions Inspection)
  • Yangın Tahribatı (Fire Damage)
  • Çarpma Testi Aracı (Crash Test Vehicle)
  • Gri Borsa (Fiyatların aşırı yüksek olduğu piyasa) Aracı (Grey Market Vehicle)

 

Amerika’da Araba Satın Almak – Temel Bilgiler

Amerika'da Araba Satın Almak - Temel Bilgiler

Amerika’da bir araba sahibi olmak hemen her şehirde uzun vadede bir “must” (mecburiyet). Hem büyük kolaylık, hem de çok büyük bir masraf kapısı. Mümkünse (özellikle yurtta kalanlar) mali durumları çok iyi değilse araba satın almayı ertelemelerini öneririm. Hele $2000 altında bir arabaya yatırım yapmadan önce çok çok düşünmenizi öneririm. Üniversiteye evden ya da yurttan ulaşımı eğer varsa okul shuttle ile yapmak en az masraflı olan yol.

Akşam saatleri içinde çalışan bir servisi büyük ihtimalle vardır, o konuyu araştırın. Mesela akşam 7 gibi arayıp yakındaki bir kafeye gidilip gece 11’de oradan arayıp geri dönülebilir. Böylece hem akşamları da evde hapis olayı olmaz, hem de araba almadan bu konu halledilmiş olur. Hafta sonları için ise 2-3 arkadaş bir araya gelip araba kiralayabilir, hem arabalı hem de hesaplı bir kaç gün tatil yapılabilir.

Araba almadan önce mali boyutunu iyi planlamanızı öneririm. Mesela $1000’a bir arabanın ilanını gördünüz ve araba almaya niyetlendiniz, ben $1000’a bu işin içinden çıkarım dediniz. O arabanın alış vergisi $50-$100, ilk tamir masrafları $100-$300, sigortası $500-$800/yıl, okulda park parası $200-$500 derken bir de bakmışsınız araba size $1850-$2700 arası bir fiyata malolmuş ilk senenin içinde! Bu masrafı toplu ulaşım masrafınızla karşılaştırdığınızda gerçekten araba almaya değiyor diyebilir misiniz?

Araba almadan önce çokça görülen bir psikolojik durum arabasızlığın insanın canına tak etmesidir. Bunun birkaç çözümü var (bu çözümlerin birkaçını birden uygulamaya çalışın):

  • Okulunuza ya da işyerinize yürüme mesafesinde oturmak
  • Evinizi toplu ulaşım hatlarının yakınında olacak şekilde kiralamak
  • Arabası olan bir insanla evinizi paylaşmak
  • Yalnız başınıza mücadele etmek yerine bir arkadaş grubu oluşturup her konuda birbirinize yardımcı olmak
  • İki haftada bir arkadaşlarınızla araba kiralamak
  • Gezme isteğinizi mesela üç ayda bir $200’lik masraf edip bir baska şehirdeki arkadaşınızı uçakla ziyaret ederek karşılamak
  • Sizin gibi arabası olmayan insanların olduğunu görüp bunun ille de gerekli olmadığını farketmek
  • İkinci üçüncü el araba almış olanların bir zaman sonra “hah, arabamdan ne ses geldi, acaba bir şeyi mi bozuldu, yağını kontrol etsem mi” gibi durduk yerde streslendiklerini görüp arabanın beraberinde bazı sorumluluklar ve stresler getirebileceğini farketmek.

Bir de arabaya ihtiyaç duyulduğunda size yardımcı olan ve arabasıyla markete vb. götürüp getiren insanlara duyacağınız “minnet borcu” ve bundan doğabilecek çekinme duygusu var. Bunun çözümü o kadar zor degil: Size yardımı dokunan insana değeri $5’i aşmayacak şekilde bir hediye verebilirsiniz. Bu hediye CD, kitap, coffee mug, çikolata olabilir. Evinizde hatta çantanızda gerektiği zaman verebilecek şekilde 5-6 çeşit hazır hediye envanteri bulundurursanız bu konu kolayca hallolur. Bu hediyeleri indirim (sale) ya da tasfiye (clearance) satışlarından ya da Walmart, Sam’s Club, Casco gibi toptancılardan satın alabilirsiniz.

Profesyonel Sosyal Ağınızı Nasıl Oluşturursunuz?

Porfesyonel sosyal ağınızı nasıl oluşturursunuz?

Yurtdışında eğitiminizi sürdürmenin ve yaşamanın en sağlam yollarından birisi tanıdıklarınız sayesinde oluşacak fırsatları yakalamak. Özellikle halen okumakta olan ya da mezun olmak üzere olan bir öğrenciyseniz yeterince tanıdığınız olmayabilir ve bu yoldan nasıl ilerleyeceğinizi bilemiyor olabilirsiniz.

Bu yazımızda size kişisel markanızı nasıl oluşturabileceğiniz ve ne şekilde bir profesyonel çevre oluşturabileceğinizi adım adım ve oldukça basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım:

1) Kendinize bir mentor bulun. Eğer üniversite öğrencisiyseniz bu ailenizden insanlar, kuzenleriniz, üniversitenizdeki idealist ve bilgili öğretim üyeleri, ve halihazırda profesyonel ağınızda yer alan insanlar olabilir. İş dünyasındaki herhangi bir insana kendisinden fikir almak istediğinizi söylediğinizde size büyük ihtimalle tavsiyede bulunacaktır.

2) Öncelikle özgeçmişinizi (CV) güncelleyin. CV’nide tüm staj ve projelerinizin yer aldığından emin olun. Proje ya da staj içeriklerini anlatırken aktif fiiller kullanın, örneğin “Performed …” “Developed …” “Investigated …” “Assisted in…” “Initiated …” gibi fiillerle başlasın, yaptıklarınızı anlattığınız her bir satır.

3) CV’nizde mutlaka gülümseyen, yüksek çözünürlüklü, ve en azından gömlek/bluz içerecek şekilde (smart casual olarak adlandırılacak şekilde) profesyonel bir fotoğrafınızı ekleyin. Erkekler için kravat daha da uygun olacaktır. Fotoğrafınızda giydiğiniz kıyafet başvurduğunuz işin niteliğine uygun olmalıdır.

4) CV’nizi mentorunuza gösterin ve kendisinden geribildirim alın. Buna göre CV’nizi modifiye edin ve MS Word içinden “Save As…” (“Farklı Kaydet…”) diyerek pdf olarak kaydedin. Bundan sonra tanıştığınız insanlarla bu pdf dosyasını paylaşacaksınız.

5) Kendinize bir web sitesi hazırlayın. Bunun için en kolay servisler Weebly.com ve Wix.com, ancak benim tercihim Weebly’den yana olurdu. Eğer bilgisayarlarla çok ilgilenen birisiyseniz A2hosting.com gibi bir servis sağlayıcıdan kendi alan adınızı (“domain name”) ve hosting servisinizi (“hosting service”) satın alabilir, hosting servisinizde kurulu olan CPanel‘in içinden Softaculous kullanarak Impress CMS (dünyadaki en kolay içerik yönetim sistemi!) kurabilir ve sayfanızı bu şekilde hazırlayabilirsiniz. Ancak bu yazıyı okuyanların %99’una bunun yerine Weebly.com‘u tavsiye ediyorum.

6) Web sitenizin adresi de belli olduğuna göre artık kartvizitinizi hazırlayıp bastırabilirsiniz. Bunun için bionluk.com ya da fiverr.com (İngilizce) sitelerinden birinde sizin için kartvizit (“business card”) tasarlayacak bir grafik tasarımcısı (“graphic designer”) bulun ve kartvizitinizi tasarlatarak pdf dosyasını kendisinden alın. Fiverr‘de bu tür bir insanı bulmak için “business card” diye arayıp çıkan sonuçlarda “High Rating” bağlantısına tıklayın. Kartvizitinizde mutlaka e-mailiniz, web siteniz (örneğin: GurdalErtek.org), ve cep telefonunuz bulunsun. Ünvan olarak öğrenciyseniz “Boğaziçi Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğrencisi” tarzında yazabilirsiniz.

7) Kartvizitinizin pdf dosyası elinize ulaşınca bir ozalit mağazasına giderek kartvizit bastırmak istediğinizi belirtin. Benim favorim Kozyatağı’ndaki Cemil Ozalit, ancak tabi ki bu işi düzgün yapabilecek herhangi bir ozalit mağazası olabilir.

8) Web siteniz, özgeçmişiniz, ve kartvizitiniz hazır. Şimdi sıra profesyonel ağınızı kurmaya geldi. Katılabileceğiniz ve “networking” yapabileceğiniz ortamlardan bazıları şunlar:

  1. Fuarlar (Fuarplus‘tan arama yapabilirsiniz). Fuarlarda ilginizi çeken herhangi bir stand gördüğünüzde oradaki insanla iletişime geçerek kendinizi tanıtabilirsiniz.
  2. Yurtdışı Eğitim Fuarları. Mezun.com, AKampus.com gibi sitelerden ve İnternet’ten arama yaparak bunları takip edebilirsiniz.
  3. Profesyonel etkinlikler (eventbrite.com‘dan arayabilirsiniz). Bir şekilde ilgi duyduğunuz tüm etkinlikler olabilir
  4. Konferanslar (konunuzla ilgili İngilizce terimleri kullanarak ve sonuna “conference” veya “congress” kelimelerini ve yılı ekleyerek arama yapınız)
  5. Toastmasters International‘ın şehrinizdeki şubesi. İngilizceniz belli bir seviyenin üstündeyse katılabileceğiniz bu dernek ile hitap yeteneğinizi geliştirebilir ve kıymetli profesyonellerle tanışabilirsiniz.
  6. Profesyonel derneklerin etkinlikleri (örneğin: PMI Istanbul, Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü)
  7. Üniversitenizde düzenlenen mesleki seminerler, kariyer fuarları, ve diğer her tür profesyonel etkinlik.

9) Farklı profesyonel ortamlarda tanıştığınız insanlarla kartvizit değiştokuşu yaptınız. Sıra geldi bu insanı LinkedIn’den eklemeye. Burada önemli bir nokta: LinkedIn hesabınızı okul emailiniz üzerinden değil Gmail gibi kalıcı bir emailiniz üzerinden açmanızı öneriyorum. Eğer halihazırda okul emailiniz üzerinden açtıysanız bu tarz bir emailinizi de ekleyiniz LinkedIn hesabınıza.

10) Tanıştığınız insanlara en azından yılbaşlarında, tercihen ayrıca en azından Ramazan ve Kurban bayramlarında son derece sade bir kartvizit gönderebilirseniz çok iyi olur. Email göndermenizi önermem, zira emailler kayboluyor ve pek bir şey ifade etmiyor.

Bu şekilde bir çalışmayla bir süre sonra çok ciddi bir sosyal çevre oluşturabilirsiniz.

Indeed.com’dan İş Bulmak ve Teknoloji Trendlerini Takip Etmek

Indeed.com sitesini daha önceden duymuş muydunuz?

Indeed, temel olarak bir iş arama sitesi (tam ifadeyle, bir “iş arama portalı”). Bu siteye kaydolarak iş aramanızı özellikle tavsiye ediyorum, zira bir kez kaydolup özgeçmişinizi ve bilgilerinizi işledikten sonra, birçok işe iki tıklama ile başvurabiliyorsunuz. Ayrıca iş ararken “since last login” ya da “since last visit” seçeneğini seçerek tüm işleri değil, sadece daha önceki ziyaretinizde görmediğiniz yeni işleri görüyorsunuz.

Bu yazıda bahsetmek istediğim son ama belki de en önemli konu, Indeed‘in size iş ilanlarındaki trendleri (eğilimleri) gösteren Indeed Job Trends özelliği. Gelin bu özellikten nasıl yararlanabileceğimizi öğrenelim.

Farzedelim ki bilgisayar programlama konusunda kendinizi geliştirmek ve gerek yurtdışı ve gerekse de yurtiçi iş ilanlarında şansınızı arttırmak istiyorsunuz. Örneğin hangi programlama dilini ya da sistemi öğrenmeniz sizin için daha avantajlı olacaktır?

Aşağıda Indeed Job Trends‘in “Hadoop” ve “Fortran” için verdiği sonuçları görüyorsunuz.

Hadoop Trendi

Fortran Trendi

İlk grafikte “Hadoop” için olan eğilimin (trendin) artan bir eğilim olduğu çok net. İkinci grafikte ise “Fortran” için azalan bir eğilim gözlemlenebiliyor. Demek ki dünya genelinde “Hadoop” teknolojisinin popülerliği artarken “Fortran” teknolojisinin popülerliği azalıyor. Indeed’in veritabanını oluşturan veriler genelde ABD’deki iş ilanlarından gelmekle beraber, özellikle teknolojideki trendlerin tüm dünyada benzer olduğu söylenebilir. Gelişmekte olan ülkelerde trendler biraz geriden takip ediyor olabilir sadece. Indeed’in bu anlattığımız özelliğinin hem kendinizi geliştirirken, hem özgeçmişinizi tasarlarken, ve hem de kendinize uygun iş (popüler teknolojileri kullanacağınız işler) seçerken faydalı olacağını umuyoruz.

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası