Profesyonel Sosyal Ağınızı Nasıl Oluşturursunuz?

Porfesyonel sosyal ağınızı nasıl oluşturursunuz?

Yurtdışında eğitiminizi sürdürmenin ve yaşamanın en sağlam yollarından birisi tanıdıklarınız sayesinde oluşacak fırsatları yakalamak. Özellikle halen okumakta olan ya da mezun olmak üzere olan bir öğrenciyseniz yeterince tanıdığınız olmayabilir ve bu yoldan nasıl ilerleyeceğinizi bilemiyor olabilirsiniz.

Bu yazımızda size kişisel markanızı nasıl oluşturabileceğiniz ve ne şekilde bir profesyonel çevre oluşturabileceğinizi adım adım ve oldukça basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım:

1) Kendinize bir mentor bulun. Eğer üniversite öğrencisiyseniz bu ailenizden insanlar, kuzenleriniz, üniversitenizdeki idealist ve bilgili öğretim üyeleri, ve halihazırda profesyonel ağınızda yer alan insanlar olabilir. İş dünyasındaki herhangi bir insana kendisinden fikir almak istediğinizi söylediğinizde size büyük ihtimalle tavsiyede bulunacaktır.

2) Öncelikle özgeçmişinizi (CV) güncelleyin. CV’nide tüm staj ve projelerinizin yer aldığından emin olun. Proje ya da staj içeriklerini anlatırken aktif fiiller kullanın, örneğin “Performed …” “Developed …” “Investigated …” “Assisted in…” “Initiated …” gibi fiillerle başlasın, yaptıklarınızı anlattığınız her bir satır.

3) CV’nizde mutlaka gülümseyen, yüksek çözünürlüklü, ve en azından gömlek/bluz içerecek şekilde (smart casual olarak adlandırılacak şekilde) profesyonel bir fotoğrafınızı ekleyin. Erkekler için kravat daha da uygun olacaktır. Fotoğrafınızda giydiğiniz kıyafet başvurduğunuz işin niteliğine uygun olmalıdır.

4) CV’nizi mentorunuza gösterin ve kendisinden geribildirim alın. Buna göre CV’nizi modifiye edin ve MS Word içinden “Save As…” (“Farklı Kaydet…”) diyerek pdf olarak kaydedin. Bundan sonra tanıştığınız insanlarla bu pdf dosyasını paylaşacaksınız.

5) Kendinize bir web sitesi hazırlayın. Bunun için en kolay servisler Weebly.com ve Wix.com, ancak benim tercihim Weebly’den yana olurdu. Eğer bilgisayarlarla çok ilgilenen birisiyseniz A2hosting.com gibi bir servis sağlayıcıdan kendi alan adınızı (“domain name”) ve hosting servisinizi (“hosting service”) satın alabilir, hosting servisinizde kurulu olan CPanel‘in içinden Softaculous kullanarak Impress CMS (dünyadaki en kolay içerik yönetim sistemi!) kurabilir ve sayfanızı bu şekilde hazırlayabilirsiniz. Ancak bu yazıyı okuyanların %99’una bunun yerine Weebly.com‘u tavsiye ediyorum.

6) Web sitenizin adresi de belli olduğuna göre artık kartvizitinizi hazırlayıp bastırabilirsiniz. Bunun için bionluk.com ya da fiverr.com (İngilizce) sitelerinden birinde sizin için kartvizit (“business card”) tasarlayacak bir grafik tasarımcısı (“graphic designer”) bulun ve kartvizitinizi tasarlatarak pdf dosyasını kendisinden alın. Fiverr‘de bu tür bir insanı bulmak için “business card” diye arayıp çıkan sonuçlarda “High Rating” bağlantısına tıklayın. Kartvizitinizde mutlaka e-mailiniz, web siteniz (örneğin: GurdalErtek.org), ve cep telefonunuz bulunsun. Ünvan olarak öğrenciyseniz “Boğaziçi Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğrencisi” tarzında yazabilirsiniz.

7) Kartvizitinizin pdf dosyası elinize ulaşınca bir ozalit mağazasına giderek kartvizit bastırmak istediğinizi belirtin. Benim favorim Kozyatağı’ndaki Cemil Ozalit, ancak tabi ki bu işi düzgün yapabilecek herhangi bir ozalit mağazası olabilir.

8) Web siteniz, özgeçmişiniz, ve kartvizitiniz hazır. Şimdi sıra profesyonel ağınızı kurmaya geldi. Katılabileceğiniz ve “networking” yapabileceğiniz ortamlardan bazıları şunlar:

  1. Fuarlar (Fuarplus‘tan arama yapabilirsiniz). Fuarlarda ilginizi çeken herhangi bir stand gördüğünüzde oradaki insanla iletişime geçerek kendinizi tanıtabilirsiniz.
  2. Yurtdışı Eğitim Fuarları. Mezun.com, AKampus.com gibi sitelerden ve İnternet’ten arama yaparak bunları takip edebilirsiniz.
  3. Profesyonel etkinlikler (eventbrite.com‘dan arayabilirsiniz). Bir şekilde ilgi duyduğunuz tüm etkinlikler olabilir
  4. Konferanslar (konunuzla ilgili İngilizce terimleri kullanarak ve sonuna “conference” veya “congress” kelimelerini ve yılı ekleyerek arama yapınız)
  5. Toastmasters International‘ın şehrinizdeki şubesi. İngilizceniz belli bir seviyenin üstündeyse katılabileceğiniz bu dernek ile hitap yeteneğinizi geliştirebilir ve kıymetli profesyonellerle tanışabilirsiniz.
  6. Profesyonel derneklerin etkinlikleri (örneğin: PMI Istanbul, Uluslararası Proje Yönetim Enstitüsü)
  7. Üniversitenizde düzenlenen mesleki seminerler, kariyer fuarları, ve diğer her tür profesyonel etkinlik.

9) Farklı profesyonel ortamlarda tanıştığınız insanlarla kartvizit değiştokuşu yaptınız. Sıra geldi bu insanı LinkedIn’den eklemeye. Burada önemli bir nokta: LinkedIn hesabınızı okul emailiniz üzerinden değil Gmail gibi kalıcı bir emailiniz üzerinden açmanızı öneriyorum. Eğer halihazırda okul emailiniz üzerinden açtıysanız bu tarz bir emailinizi de ekleyiniz LinkedIn hesabınıza.

10) Tanıştığınız insanlara en azından yılbaşlarında, tercihen ayrıca en azından Ramazan ve Kurban bayramlarında son derece sade bir kartvizit gönderebilirseniz çok iyi olur. Email göndermenizi önermem, zira emailler kayboluyor ve pek bir şey ifade etmiyor.

Bu şekilde bir çalışmayla bir süre sonra çok ciddi bir sosyal çevre oluşturabilirsiniz.

Indeed.com’dan İş Bulmak ve Teknoloji Trendlerini Takip Etmek

Indeed.com sitesini daha önceden duymuş muydunuz?

Indeed, temel olarak bir iş arama sitesi (tam ifadeyle, bir “iş arama portalı”). Bu siteye kaydolarak iş aramanızı özellikle tavsiye ediyorum, zira bir kez kaydolup özgeçmişinizi ve bilgilerinizi işledikten sonra, birçok işe iki tıklama ile başvurabiliyorsunuz. Ayrıca iş ararken “since last login” ya da “since last visit” seçeneğini seçerek tüm işleri değil, sadece daha önceki ziyaretinizde görmediğiniz yeni işleri görüyorsunuz.

Bu yazıda bahsetmek istediğim son ama belki de en önemli konu, Indeed‘in size iş ilanlarındaki trendleri (eğilimleri) gösteren Indeed Job Trends özelliği. Gelin bu özellikten nasıl yararlanabileceğimizi öğrenelim.

Farzedelim ki bilgisayar programlama konusunda kendinizi geliştirmek ve gerek yurtdışı ve gerekse de yurtiçi iş ilanlarında şansınızı arttırmak istiyorsunuz. Örneğin hangi programlama dilini ya da sistemi öğrenmeniz sizin için daha avantajlı olacaktır?

Aşağıda Indeed Job Trends‘in “Hadoop” ve “Fortran” için verdiği sonuçları görüyorsunuz.

Hadoop Trendi

Fortran Trendi

İlk grafikte “Hadoop” için olan eğilimin (trendin) artan bir eğilim olduğu çok net. İkinci grafikte ise “Fortran” için azalan bir eğilim gözlemlenebiliyor. Demek ki dünya genelinde “Hadoop” teknolojisinin popülerliği artarken “Fortran” teknolojisinin popülerliği azalıyor. Indeed’in veritabanını oluşturan veriler genelde ABD’deki iş ilanlarından gelmekle beraber, özellikle teknolojideki trendlerin tüm dünyada benzer olduğu söylenebilir. Gelişmekte olan ülkelerde trendler biraz geriden takip ediyor olabilir sadece. Indeed’in bu anlattığımız özelliğinin hem kendinizi geliştirirken, hem özgeçmişinizi tasarlarken, ve hem de kendinize uygun iş (popüler teknolojileri kullanacağınız işler) seçerken faydalı olacağını umuyoruz.

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası

Körfez Ülkelerinde (Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arab Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman) Nasıl İş Bulursunuz?

Körfez Ülkelerinde (Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arab Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman) Nasıl İş Bulursunuz?

Bu yazımız, “Körfez Ülkeleri” olarak adlandırılan, Basra (İran) körfezi civarında yer alan ülkelerde çalışmayı düşünen ya da planlayanlar için.

Körfez Ülkeleri dediğimizde aklımıza gelen ülkeler şunlar:

Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arab Emirlikleri (United Arab Emirates), Suudi Arabistan, ve Umman.

Listelenen ülkelerin haritadaki yerlerini buradan görebilirsiniz.

Bu ülkelerin sıcak olması, bazılarında hayatın kısıtlı olması gibi faktörlere rağmen yüksek kazanç olanakları ve uluslararası bir ortam gibi avantajları mevcut.

Bu ülkelerde çalışan Türkler temel olarak dört yoldan biri vasıtasıyla iş buluyorlar:

1) Türkiye’deki bir firmada çalışırken bu bölgeye atanıyorlar. Örneğin bir uluslararası firmanın Türkiye ve Ortadoğu operasyonları İstanbul’dan yönetiliyor olsun. Bu firmanın İstanbul ofisinden sözgelimi Dubai ofisine atama yapılabiliyor.

2) Birebir kontakları sayesinde iş imkanları yakalayabiliyorlar. Burada LinkedIn‘in çok etkili kullanılabileceğini ve kullanılması gerektiğini belirtmeliyiz.

3) İş bulma sitelerinden arayarak ve bağımsız olarak başvurarak gidebiliyorlar. Bu İnternet sitelerinden başlıcaları şunlar:

http://www.bayt.com
http://www.gulftalent.com
http://www.naukrigulf.com

4) Yüksek lisans veya doktoraya burslu olarak bu bölgedeki üniversitelerde başlayarak ve ileride de bölgede kalarak iş bulabiliyorlar. Körfez ülkelerindeki üniversitelerin sıralamasını Webometrics‘ten bulabilirsiniz.

Bu ülkelere gitmeden önce ülkelerle ilgili araştırma yapabileceğiniz muhteşem bir İnternet sitesi mevcut:

http://www.expat-blog.com

Bu site aslında tüm ülkeler hakkında bilgi veriyor. Ortadoğu ülkeleri ile ilgili bilgiler ise şu adreste:

http://www.expat-blog.com/en/destination/middle-east/

Bu sitenin özellikle forum kısmında çok detaylı bilgiler ve çok çeşitli sorulara yanıtlar bulabiliyorsunuz:

http://www.expat-blog.com/forum/

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası

Kredi Kartı Faturanızı Kontrol Edin; Para Biriktirin

Kredi Kartı Faturanızı Kontrol Edin, Para Biriktirin

Kredi Kartı Faturanızı Mutlaka Dikkatlice Kontrol Edin

Kredi kartı faturanızı dikkatlice kontrol edin çünkü kredi kartı firması veya alışveriş yaptığınız (örneğin araba kiraladığınız) kurum veya kuruluş sizin farketmediğiniz bir ekleme yapmış olabilir. Mesela bir tanıdığım Amerika’da bir gün araba kiralamıştı, cuma günü kiralayıp anahtarı cumartesi günü kutuya attı. Kredi kartında 3 gün gibi fatura etmişler, eğer farketmese ~$120 zarara uğrayacaktı.

Kredi kartınızdaki “balance”i her zaman maksimum izin verilen kotanın dörtte üç seviyesini aşmayacak şekilde tutun. Mesela Amerika’da bir kredi kartı size $5,000 hak tanıdı, onu en fazla $4,000’da tutun. Çünkü bu tür değişik kurallara bakarak bilgisayarlar otomatik olarak size uygulanan faiz oranının artmasına karar verebiliyor.

Size farklı kredi kartlarından cazip teklifler geldikçe kredi kartı firmanızı veya bankanızı arayıp bu durumu anlatıp size uyguladığı faizi düşürtmeye çalışabilirsiniz (bunu yılda en fazla bir iki kere yapın). Yani birbirlerine kırdırtmaya çalışın kredi kartı firmalarını. En başta yazdığım gibi, aslında en güzeli hiç mi hiç borçlanmamak kredi kartlarına.

Para Biriktirin

Para konusundaki darlıklar masrafları kısarak, gereksiz masrafları elimine ederek, kaçınılmaz masrafları da en ucuz bir şekilde hallederek aşılabilir. Daha çok para kazanmak yerine daha az para harcamak gerekebilir. Burada sürekli iletişim ve dayanışma içinde bulunduğunuz arkadaş grubunuzla bu konuda da fikir alışverişinde bulunabilirsiniz.

Bir de yazın staj yapmak para konusunu düzeltmek için idealdir. Özellikle bazı bölümlerde (örneğin elektronik bölümü) ya da kendi konularında ilk beşteki okullarında okuyanlar için staj bulmak çok zor olmuyor. Tabii burada bulunduğunuz ülkenin ekonomisinin durumu çok önemli bir faktör.

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası

 

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın – 3

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın - 3

Kredi kartı firmaları, bankalar ve kurumlar oldukça yaratıcı davranıp bunun gibi çeşitli yollardan sizi kuşatıyorlar. Mesela “hediye” olarak sizi 3 dergiye abone yapıyorlar üç ay boyunca. Sonra tam üç ay sonra tam vaktinde arayamadınız diyelim, farzedelim ki unuttunuz, o dergilerin parası sizin kredi kartı faturasına otomatik olarak ekleniyor. Fatura elinize bir ay sonra geçtiğinden bunu da zaten en fazla bir ay sonra farkediyorsunuz. O dergilere normalde abone olmayacaığınız halde artık tadını aldığınız için kestirmek de istemiyorsunuz, yılda $50-$60 durduk yerde masraf çıkıyor. Oysa o dergileri Barnes and Noble gibi kitapçılarda ya da kütüphanelerde zaten bedava okuyabilirsiniz.

Dergilerdekinin benzeri oyun önceden yazdığım kulüp üyeliklerinde de var: İlk basta tatlı dille üye yapıyorlar, sonra siz farkında olmadan faturanıza ekliyorlar. Sonra arayıp duruyorsunuz hangi numarayı aramam gerekiyordu diye. Hadi numarayı buldunuz, yarım saat size telefonda müzik dinletiyorlar.

Son olarak aklıma gelen, pazarlamacıların size “free” (bedava) göndereceklerini söyledikleri hediyeler. Oysa dikkat ederseniz çoğunluğu Uzakdoğu’da (büyük ihtimalle çok düşük bir maliyetle) üretilen bu ürünlerin size gelmesi icin $3.95-$5.95 gibi bir “shipping and handling” masrafı oluyor. Birinci olarak, bu şekilde sattıkları ürünler çoğunlukla şu anda ihtiyacınızın olmadığı ve büyük ihtimalle hiçbir zaman da ihtiyacınız olmayacak ürünler. İkincisi ise dediğim gibi, pazarlamacılar ne kadar bedava dese de ürünün size belli bir maliyetle ulaşması. Bu “shipping and handling” masrafının yazılmaması Amerika’da bir gelenek ve herhangi bir şeyi postayla alırken (ki kitap, CD ve bizzat görüp dokunduğunuz ürünler dışında hiçbirşey için postayla alısverişi önermem) bu ekstra maliyeti hesaba katmanız gerekiyor.

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın – 2

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın - 2

Bir önceki yazımda kredi kartlarına insanların nasıl borçlandırıldığını özetlemiştim. Bu yazıda benzer bir tema var, ancak bu defa size bazı hesaplar da sunacağım.

İnsanlar daha önce anlatıldığı şekillerde aşırı masraflarla iyice borçlandıktan sonra faiz olayının da etkisiyle uzun süre borçlu kalabiliyor (istatistiklere göre bir doktora öğrencisinin ortalama $5,000 civarı borcu oluyormuş mezun olurken). Kredi kartlarının yazdığı faiz oranları aldatıcı, çünkü ilan edilen değer “annual nominal interest rate” (yıllık nominal faiz) değeri. Oysa aslında tatbik ettikleri “daily interest” ki bunun yıllık izdüşümüne “real annual interest rate” (yıllık reel faiz) deniyor. Bir örnek vereyim:

Yıllık 11.99% faizli bir kartınızdaki borcunuzun faizi aslında günlük bazda katlanıyor, yani aslında yıllık faiz 11.99% değil, çok daha fazla. Yani aslında sadece bu yanıltmadan dolayı bu konuda bilgisi olmayan bir insandan çok daha fazla para faiz alıyorlar.

Bir de diyelim ki büyük bir çaresizliğe düştünüz ve “cash advance” kullandınız kredi kartınızdan. O durumda nominal yıllık faiz 19.99%-39.99% arasında değişir ki, bu aslında reel olarak çok daha fazlası demektir! Örneğin; kredi kartınızdan $2000 borç aldınız araba satın alabilmek için ve bir yıl boyunca ödeyemediniz: Bir yıl sonra ödeyeceğiniz miktar $2500-$3000 olacaktır!

Kredi kartlarının uyguladıkları ve sizin zararınıza sonuçlanan bir başka kural da şu: Diyelim ki $1000 borcunuz var, bunun $600’i 12% faizle, geri kalan 400$’i ise 19% faizle. Siz borcunuzun en yüksek faizli (19% faizli) kısmını tamamıyla ödemeden daha düşük faizli borçların ödemesine başlayamıyorsunuz. Yani mesela $100 borç ödediniz: Bunun $60’i düşük faizli, $40’i yüksek faizli borcu ödemeye gitmiyor, tamamı düşük faizli borcu ödemeye gidiyor. Böylece yüksek faizli borcunuz çok uzun süre olduğu yerde kalıyor.

Bütün banka, firma ve kurumlar fatura ellerine geç ulaşınca ceza kesiyorlar, önceden yazdığım gibi, ve faturanın ellerine geçmesi için yukarıda ayrıntılı anlattığım şekilde oyunlar oynayabiliyorlar.

Bir başka taktikleri de şu: Mesela size teklif getirdiler: ‘Borçlarınızı bize transfer edin, size daha düşük faiz uygulayalım’ diye. Çoğu insan direkt transfer edebilir, ama aslında bu transfer de belli bir ücret (fee) gerektiriyor, daha önceden yaptığınız anlaşmada küçük harflerle belirtilmiş olan.

Bir de çek gönderiyorlar, sanki normal banka çeki gibi. Ama aslında o çeki kullandığınızda ya belli bir “fee” oluyor, ya da daha da kötüsü o çeki sanki “cash advance”miş gibi yazıp size astronomik faiz oranları (nominal 19.99%-39.99%, reel daha fazla) uyguluyorlar. O tür çekleri kullanmadan önce şartlarını en az iki kere teyid ettirecek şekilde bir yetkili ile telefonda veya karşılıklı görüşün.

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın – 1

Kredi Kartlarına Kesinlikle Borçlanmayın - 1

Bu çok önemli bir kural. Yurtdışında yaşamanın bu altın kuralıyla ilgili detaylı bilgileri bu yazı dizisinde bulacaksınız.Örnekleri hep Amerika üzerinden anlatıyor olacağım, ancak burada anlatılanlar benzer şekillerde hemen hemen her ülkede geçerli.

Kredi kartı Amerika’daki finansal sistem gereği mutlaka gerekiyor, mesela araba kiralarken, ev kiralarken. Ama bu demek değil ki bunlara borçlanmalısınız. Bu kurumlar sizin sırtınızdan faizle, cezalarla, ve uyduruk ürünlerin satışıyla para kazanan kurumlar. Bir çengel attılar mı da mafyadan daha beter olabiliyorlar.

Bir anektod: Bir tanıdığımın ev arkadaşı birkaç kredi kartına o kadar borçlanmış ki ödemesine imkan yok. Günde o eve belki 10 defa (inanın abartı yok) telefon geliyordu, sabah 7’den akşam 10’a kadar, haftanın 7 günü. Zır zır çaldıktan sonra telefon otomatik bir ses “Please wait” diyor, ve kredi kartı firmasından adam telefona çıkıyor, soruyor “falan kişiyle konuşmamız gerekiyor acilen, çok önemli bir konu, şimdi evde mi, ne zaman gelir, iş numarasını verir misiniz”. Zaten borçlu eleman bunu bildiği için iş telefonunu ev arkadaşına söylememiş, evden bir çıkıyor akşama kadar da gelmiyor, olan evde iş üretmeye calışan gariban arkadaşın konsantrasyonuna oluyor. Hatta bir keresinde telefondaki ses “bakın, arkadaşınızın durumunu anlıyoruz,biz ona yardımcı olmaya calışıyoruz, telefona çıksın, konuşalım, biz onun dostuyuz” tarzında şeyler bile demiş.

Kredi kartlarına borçlanmamak konusundaki diğer yorumlara gelince: Amerika’da sistem insanlara önce bütçelerinin çok üstünde bir yaşam biçiminin, lüks bir yaşamın gerekli olduğunu empoze etmekle başlıyor ve sonuçta kredi kartlarına borçlandıkça borçlanmanın getirdiği kısır döngüye sokmakla devam ediyor. Bu döngüde televizyon reklamlarının, insani cezbeden alacalı bulacalı ürün dizaynlarının, ödemedeki kolaylıkların (çek ve kredi kartı sistemleri) rolü oldukça büyüktür.

Çok üst düzey materyel standartları karşılamak için aşırı harcamalar yaptırtılıyor. Bu harcamaları zorla yaptırmıyorlar, kredi kartı vererek buna teşvik ediyorlar. Ama o parayı insan cash olarak $10’ar dolar olarak verecek olsa imkanı yok o kadar kolay harcayamaz. Zaten empoze edilen ya da insanın gezerken aldığı şeylerin hemen hemen tamamı gereksiz. Bunun en güzel örneği mutfak aletlerinde görülebilir. Mesela adamlar mısır koçanının yanlarına batırıp tutabilmek için mısır desenli tutacak satıyorlar. Onun yerine insan mısırı bir kağıt peçeteyle de tutup hem o masraftan hem de o yeni aletin hayatında yaratacağı karışıklıktan kurtulabilir.

(Bu yazının gerisi bir sonraki yazıda)

Yurtdışı Eğitim Yaşam Blog’unu Facebook’tan takip için “Like” edebilirsiniz:

YurtdısiEgitimYasam.com Facebook Sayfası