ARABA

Araba Almadan Önce

Amerika’da bir araba sahibi olmak hemen her şehirde uzun vadede bir “must”.  Hem büyük kolaylık, hem de çok büyük bir masraf kapısı. Mümkünse (özellikle yurtta kalanlar) mali durumları çok iyi değilse araba satın almayı ertelemelerini öneririm. Hele $2000 altında bir arabaya yatırım yapmadan önce çok çok düşünmenizi öneririm. Üniversiteye evden ya da yurttan ulaşımı eğer varsa okul shuttle ile yapmak en az masraflı olan yol.

Akşam saatleri içinde çalışan bir servisi büyük ihtimalle vardır, o konuyu araştırın.  Mesela akşam 7 gibi arayıp yakındaki bir kafeye gidilip gece 11’de oradan arayıp geri dönülebilir. Böylece hem akşamları da evde hapis olayı olmaz, hem de araba almadan bu konu halledilmiş olur. Hafta sonları için ise 2-3 arkadaş bir araya gelip araba kiralayabilir, hem arabalı hem de hesaplı bir kaç gün tatil yapılabilir.

Araba almadan önce mali boyutunu iyi planlamanızı öneririm. Mesela $1000’a bir arabanın ilanını gördünüz ve araba almaya niyetlendiniz, ben $1000’a bu işin içinden çıkarım dediniz. O arabanın alış vergisi $50-$100, ilk tamir masrafları $100-$300, sigortası $500-$800/yıl, okulda park parası $200-$500 derken bir de bakmışsınız araba size $1850-$2700 arası bir fiyata malolmuş ilk senenin içinde! Bu masrafı toplu ulaşım masrafınızla karşılaştırdığınızda gerçekten araba almaya değiyor diyebilir misiniz?

Araba almadan önce çokça görülen bir psikolojik durum arabasızlığın insanın canına tak etmesidir.  Bunun birkaç çözümü var (bu çözümlerin birkaçını birden uygulamaya çalışın):

  • Okulunuza ya da işyerinize yürüme mesafesinde oturmak
  • Evinizi toplu ulaşım hatlarının yakınında olacak şekilde kiralamak
  • Arabası olan bir insanla evinizi paylaşmak
  • Yalnız başınıza mücadele etmek yerine bir arkadaş grubu oluşturup her konuda birbirinize yardımcı olmak
  • İki haftada bir arkadaşlarınızla araba kiralamak
  • Gezme isteğinizi mesela üç ayda bir $200’lik masraf edip bir baska şehirdeki arkadaşınızı uçakla ziyaret ederek karşılamak
  • Sizin gibi arabası olmayan insanların olduğunu görüp bunun ille de gerekli olmadığını farketmek
  • İkinci üçüncü el araba almış olanların bir zaman sonra “hah, arabamdan ne ses geldi, acaba bir şeyi mi bozuldu, yağını kontrol etsem mi” gibi durduk yerde streslendiklerini görüp arabanın beraberinde bazı sorumluluklar ve stresler getirebileceğini farketmek.

Bir de arabaya ihtiyaç duyulduğunda size yardımcı olan insanlara duyacağınız “minnet borcu” ve bundan doğabilecek çekinme duygusu var. Bunun çözümü o kadar zor degil: Size yardımı dokunan insana değeri $5’i aşmayacak şekilde bir hediye verebilirsiniz. Bu hediye CD, kitap, coffee mug, çikolata olabilir. Evinizde hatta çantanızda gerektiği zaman verebilecek şekilde 5-6 çeşit hazır hediye envanteri bulundurursanız bu konu kolayca hallolur. Bu hediyeleri indirim ( sale) ya da tasfiye (clearance) satışlarından ya da Walmart, Sam’s Club, Casco gibi toptancılardan satın alabilirsiniz.

ARABA ALIRKEN

Araba Alırken Genel Öneriler

Araba alırken çok dikkatli olmanız gerekiyor, çünkü problemli bir arabanın tamir masrafları sizi büyük maddi hasara uğratabilir. Araba almaya iyice niyetlendiyseniz şu web sayfalarını öneriyorum:

https://www.edmunds.com/car-reviews/   (çok kapsamlı bir sayfa)
http://www.consumerreports.org/cars/    (hangi araba ne kadar kaliteli)
(Ayrıca yerel gazetenizin web sayfası. Ararken yarının ilanlarından arayın arabaları, çünkü en iyi arabalar zaten 2-3 gün durmuyor. Mesela yerel gazetenizin İnternet sayfasından perşembe akşamı bulacağınız iyi arabaları hemen Cuma günü sabahtan arayarak görmenizi ve mümkünse almanızı öneririm. En iyi arabalar büyük ihtimal Pazar gününe kalmayacaktır.)

Ayrıca mümkünse dealerdan alınmamasını, mümkünse ilk sahibinden (first owner) alınmasını, almadan önce mutlaka bir tamirciye göstererek alınmasını öneriyorum. Alırken arabadaki muhtemel arızalar sorulup araştırılarak bunlar pazarlık (bargaining) için kullanılıp arabanın fiyatı düşürülebilir…  Bazen iki arkadas ortak araba alıyorlar, ki bu genelde çok iyi bir fikir olmuyor, onun yerine bir kişinin arabanın kesin sahibi olması daha iyi oluyor –özellikle iki insan birbirini çok çok iyi tanımıyorsa-.

VIN (Araç Numarası) Üzerinden Araba Tarihçesi Raporu

Aşağıdaki adreste almayı düşündüğünüz arabanın tarihçesini “Vehicle Identification Number (VIN) Raporu” şeklinde bilgi edinmek için birçok web servisi var:

https://www.techjunkie.com/carfax-alternatives/

“…

Tekrar bakmadım ama biz araba aldığımız sırada 20 dolar karşılığı iki ay içerisinde sınırsız sayıda araba hakkında sorgulama yapma hakkı veriyorlardı. Açıkçası biz araba alacağımız sırada çok işe yaradı. İki ay da herhalde araba almaya karar vermiş birisi için yeterli bir süre. Çok detaylı bilgi alınamıyor aslında, bizim en çok işimize yarayan iki şey vardı:

 

1) Arabanın muhtelif zamanlardaki kontrollerinde kayda geçirilmiş sayaç bilgilerinden gerçekte kaç mil kullanılmış olabileceği fikrini veriyor. Bu şekilde sayacı geri alınmış bir arabayı hemen yakalamıştık mesela.

2) Eğer araba daha önce kaza geçirip açık artırma ile satıldıysa, ya da ticari olarak kullanıldıysa –mesela kiralama şirketinde lease olarak, taksi olarak, ya da polis arabası olarak- o da öğrenilebiliyor.

…”

 

Örnek bir VIN raporunda şu bilgileri bulabilirsiniz:

  • Araç Özellikleri (Vehicle Specifications) (VIN numarası ve arabanın “make”i)
  • Ruhsat Kontrolü (Title Check) (“Clean Title History Guaranteed” diyorsa iyi bir şey, ama her zaman buna güvenmek doğru değil)
  • Kilometre Sayacı Düşürme Kontrolü (Odometer Rollback Check) (“No Odometer Rollback Detected” demesi gerekiyor. Bu, arabanın toplam milini gösteren cihazın sonradan değiştirilmediğini gösteriyor)
  • Sorun Kontrolü (Problem Check) (“No Problems Found “ demesi gerekiyor, ama bundan çok arabayı tamirciye göstermek için götürdüğünüzde onun söyleyecekleri önemli)
  • Kayıt Kontrolü (Registration Check)
  • Araç Geçmişi Detayları (Vehicle History Details) (bu önemli)

 

Ayrıntılı raporda şu bilgilere ulaşabiliyorsunuz:

  • Problem Tipleri (Problem Titles)
  • Hurda (Salvage/Junk)
  • Parça Değişimi (Rebuilt/Reconstructed)
  • Motor Tahribatı (Flood Damage)
  • Kaza Açıklaması (Damage Disclosure)
  • Üreticinin Geri Alması (Manufacturer Buyback) (LEMON)
  • Mekanik Sınırların Aşımı (Exceeds Mechanical Limits) (EML)
  • Gerçek Olmayan Mil (Not Actual Mileage) (NAM)
  • Kilometre Sayacı Düşürme Kontrolü (Odometer Rollback Check)
  • Kaza (Accident)
  • Hurda Müzayedesi (Salvage Auction)
  • Arızalı Emisyon Denetimi (Failed Emissions Inspection)
  • Yangın Tahribatı (Fire Damage)
  • Çarpma Testi Aracı (Crash Test Vehicle)
  • Gri Borsa (Fiyatların aşırı yüksek olduğu piyasa) Aracı (Grey Market Vehicle)

 

 Araba Alırken Telefonda Nasıl Konuşmalısınız?

Arabayı almak için gazeteyi aradınız, birkaç otomobil buldunuz, telefona sarıldınız. Ne soracaksınız? İşte örnek bir konuşma:

-“Hello, I am calling for your car”

-“Which car?”

-“Are you a dealer?”
-”Yes.”
– Thank you very much then. I am planning on buying my car from an owner…(Telefonu kapatma sesi)

Yani dealer ise konuşmakla bile vakit kaybetmeyin derim (eğer dealera referans veren bir tanıdığınız yoksa), hem güvenebilecek bir dealer bulmaktaki zorluk hem de aldıkları komisyon yüzünden.

 

Bir başka konuşma:

-“Hello, I am calling for your car”

“Ok, what would you like to ask?”
-”Could you describe me the car a bit please. I just want to make sure I have all the relevant information”
-”It’s a 1995 Mazda”  (Alacağınız araba en fazla 8 yıllık olmalı. Eğer motor değiştiyse biraz daha farklı olabilir, ama o durumda motor niye degişmiş araştırmalısınız. Kaza mı yapmış  acaba?)
-”Is it two doors or four doors?” (İki kapılı daha ucuz olur, ama çok da rahat olmaz. Özellikle Türkler genelde bir arabada 2-3 kişi dolaştığı için dört kapılı daha iyi olabilir. Farkındaysanız ilk sorunuz oldukça kolay ve zorlamayan bir soru, ilk başta diyalog kuruyorsunuz.)
-”Four doors”
-”And is the AC (air conditioning) working fine?” (Özellikle güney eyaletlerinde AC’nin mutlaka çok iyi çalışıyor olması gerek. Hatta kuzey eyaletleri bile yazın epey sıcak olabiliyor, o yüzden AC çok önemli)
-”Yes”
-”How many miles?”
-”120K” (Normal bir araba her yıl 10bin mil ile 12bin mil arası yazar. Bu verdiği bilgiyi
https://www.checkthatvin.com/ctv/ ’dan bakarak kontrol edebilir, böylece kilometre göstergesinde bir oynama yapıp yapmadığını görebilirsiniz. Eğer ortalama mileagedan çok daha az ya da fazlaysa bunun açıklamasını uygun bir dille talep etmelisiniz.)

-“Could I get please get the VIN nmber of the car, so that I can check its history of the car?” (Bu önemli bir soru. VIN numarasını ilk başta alarak https://www.checkthatvin.com/ctv/  ‘dan hemen bakmak iyi bir fikir. Böylece arabayı görmeden önce tarihçesini öğrenip kötü bir arabayı baştan eleyebilirsiniz.)

-“ I don’t know what you mean…”

-“This is the number that uniquely identifies your car. It should write on your title, and also insurance identification card.”

-“Oh, I see… It is JM1BG2248N0505826” (epey uzun bir kod olduğu için dikkatli almaya calışın. E-maille de sorabilirsiniz bu numarayı)
-“Are you the first owner of this car?” (İşte en önemli soru. Eğer first owner ise bu arabayı ciddi olarak değerlendirmelisiniz. Değilse çok kötü kayıp değil, ama eğer first owner ise büyük bir “plus”)
-”Yes”
-”Would you mind if I asked why you are selling the car?” (İşte başka önemli bir soru. Büyük ihtimalle öyle olsa bile ‘kaza yaptım, bir an önce elden çıkartmak istiyorum’ gibi bir cevap duymayacaksınız. Ama en azından sormak çok önemli. En güzel sebep yeni araba alıyor olmak. Mesela eski mazdasını satıp yenisini alacak, süper, çünkü demek mazdadan memnun kalmış.  Ama tabi araba yine de çok külüstür olmamalı, yani ille yeni araba alıyorlar eskisini satıyorlar diye bu sizin için iyi bir alışveriş olacak demek değil. Bir başka güzel sebep yaşlı bir insanın o arabayı artık kullanmıyor olması. Yaşlıların, akademisyenlerin, doktorların arabaları genelde iyi oluyor. Lisans öğrencisinden araba almadan önce çok iyi düşünmenizi öneririm.  Bir başka çok güzel sebep ülke/eyalet dışına çıkıyor olması, genelde bu durumdaki birisi arabayı son gününe kadar kullanmak zorunda olduğu için dar bir zaman diliminde daha düşük bir fiyatla satabiliyor)

“I finished my PhD and I am moving to California to start my job.” (Çok güzel bir sebep.  Tabi arabanın iyi olması lazım)

-“Did you ever have any accidents with the car?”  (Bu önemli bir soru. Kaza yapan biri bunu telefonda söylemeyebilir, ama eğer arabayı gördüğünüz zaman boya izleri görürseniz bu, arabanın kaza geçirmiş olduğunu  gösterir. Ayrıca etik olan bir satıcı bu noktada en küçük bir kazayı bile söylemeli. Yani eğer arabayı alacağınız kişi bu konuda size yanlış bilgi veriyorsa o arabayı unutun)

-“No major ones. Just have a few scratches on the door.” (O scracthlerin ne kadar büyük olduğuna bakmak lazım. Çünkü büyükleri arabayı paslandırabilir.)

-“And what is the price?”

-“$4000 sharp” (“sharp” demek pazarlık yapmayacağım demek. Eğer böyle birşey derse ya da “no bargaining” derse yine de sorabilirsiniz: “What if there are some needs for repair, can we deduct them from this price?”)

– “Would I be unkind if I asked if you or one of the previous owners  of the car was a smoker?”  (Bu soru da aslında önemli. “Non-smoker” bir arabayı satmak çok daha kolay. Amerikalıların çoğunluğu sigara içmediği ve sigara kokusundan rahatsız olduğu için non-smoker olsun arabanızın sahibi mümkünse)

-“I don’t smoke.”
-”Would you mind if we met and -if I like the car- we took the car to a repair shop?” (Bu da çok önemli bir soru. Eğer arabanın özellikleri iyi gözüküyorsa fazla oyalamadan arabayı bir an önce görün ve yine beğenirseniz emin olmak için bir tamirciye –mesela Firestone, Midas ya da Peb boys- götürüp baktırın. Yalnız tabi önceden gideceğiniz yere telefon edip yer ayırtın, böylece uygun olan zamanda gidebilirsiniz. Diğer firmaların listesini “Yellow Pages”de Automobile Repair kısmında bulabilirsiniz. Tamirci olayını kesinlikle öneririm, çünkü oraya yatıracağınız $20-$75’lik bir masraf sizi çok daha büyük bir masraftan kurtaracaktır.)

-“Sure. When would you like to come?”

-“Actually, I do not have a car. Would it be a great inconvinience for you if you came near my school and we met here?” (Eğer arabanız ve sizi götürecek biri yoksa bunu sorabilirsiniz, bir mahsuru yok, ama iyi bir arabaysa ayağınıza gelmek istemeyebilir. Satıcının size gelmesi tabii ki arabanın ille de kötü bir araba olduğunu göstermez, fakat beklenen şey normalde sizin arabayı satanın yerine gitmeniz.)

 

Araba Alırken – Telefon Görüşmesinin Ardından

Telefon konuşmasından sonra arabayı görmeye gittiniz. Nelere dikkat edeceksiniz?

Öncelikle arabada belirgin görünen bir hasar var mı ona bakacaksınız. Boyası nasıl duruyor, acaba kaza yapıp sonradan boyanmış mı? Sonra motoru açıp bakacaksınız, acayip sesler çıkartıyor mu? Tabi bunları bilen biriyle yapmanız gerekiyor. Sonra arabayla bir tur atabilirseniz iyi olur. Bir de arabanın düzenli bakımıyla ilgili dokümanları (“regular maintenance”) görmek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Mesela her 3,000 milde bir yağı degişmiş mi; yoksa arada kaçtığı olmuş mu? Özellikle 30K, 60K, 90K bakımları yapılmış mı, nerede yapılmış? Bu dokümanlar buruşuk buruşuk mu yoksa düzenli bir şekilde bir dosyada mı tutulmuş?

 

Arabanın kendisinden çok kimden aldığınız önemli: Mesela meslek sahibi bir insan mı? Evinin düzeni nasıl? Bu da önemli bir ayrıntı çünkü bir insanın evinin düzeni yaşam stili ve karakteriyle ilgili önemli ipuçları verebilir. Nasıl bir mahallede yaşıyor? Sizde yarattığı izlenim nasıl, sizce arabayı satma sebebi gerçekten size söylediği sebep mi? Çok şüpheci davranmadan uyanık olmakta fayda var.

 

Arabayı beğendiniz diyelim. Eğer arabalardan anlıyorsanız ve bu arabadan 100% eminseniz o noktada pazarlık yapıp satın alabilirsiniz. Ama eğer bu konuda fazla bilginiz deneyiminiz yoksa tamirciye götürmelisiniz arabayı. Farkındaysanız şu ana kadar daha hiç fiyat konuşulmadı. Sanki o gazetede ilan ettiği (ya da sizin telefonda sorduğunuz) fiyattan satacakmış gibi davranıyordu iki taraf da. Ama bu noktada (tamirciye gitmeden önce) fiyat konusu konuşulabilir. Zaten koyduğu fiyata dikkat ederseniz biraz pazarlığı daha tamirciye gitmeden yapabilirsiniz. Mesela arabaya $5,500 fiyat koymuşsa o anda $5,000’e düşürebilirsiniz. Tamirciye gittiniz, tamirci dedi ki: Bunun motoru iyi, alabilirsin. Orada sizin sıranız geliyor. Arabaya yapacağınız tüm masrafları belirleyerek bunları pazarlık unsuru olarak kullanmalısınız:

 

  • 30K, 60K, 90K bakımına ne kadar vakit kalmış? (Bu bakımlar $300-$500 arası tutabilir, hele sizi tavuk gibi yolmak icin bahane arayan yetkili servise $600-$800 kaptırmanız işten bile değil. Eğer araba mesela 85K ise ve 90K bakımını yaptırmamışsa bunu pazarlık unsuru olarak kullanın.)
  • Tekerlekler (tires) yeni mi? (tekerlek başı $60-$100 farkettirir)
  • Frenler (brakes) yeni mi? Ne zaman takılmış, degişmesi gerekiyor mu? ($60-$150 farkettirebilir fren başına)
    Triger kayışı (Timing belt) degişmiş mi zamanında? Özellikle Japon arabalarında triger kayışı 60.000 mil (100.000 km) değiştirilmeden koparsa sanırım motor gidiyor . O yüzden bu kaçınılmaz bir masraf ve pazarlıkta dikkate alınmalı.
  • Koltuklarda yırtık var mı? Degişmesi gerekiyor mu?
  • En son şansıman yağı (transmission fluid), antifreeze ne zaman degişmiş?
  • En son yağ ne zaman degişmiş? ($20)

 

Artık Arabayı Alıyorsunuz!

Pazarlığınızı yaptınız, almaya karar verdiniz. Mutlaka bir anlaşma hazırlanmalı ve bunu iki taraf da imzalamalıdır. Anlaşma örneğini bu işi önceden yapmış bir arkadaşınızla birlikte hazırlayın. Her iki tarafın ismi adresi ve telefonu, anlaşma tarihi, arabanın ID numarası (ön camın hemen içinde yazılı), arabayla ilgili diğer bilgiler yer almalı. Her iki taraf da birer kopyasını imzalayıp saklamalı. Arabayı satan kişi sizden büyük ihtimalle cash olarak isteyecektir parayı. Bankaya birlikte gidip orada halledebilirsiniz. SİZ ARABANIZI SATARKEN MUTLAKA BANKADA CASH OLARAK PARANIZI TESLİM ALIP ONDAN SONRA ANAHTARI TESLİM EDİN. Bunun dışında bir şey sakın yapmayın. Bir tanıdığım çek kabul etmişti cash yerine, sonra arabayı alan bir bahane çıkartarak cash’i iptal ettirmiş. Günlerce bankayla uğraştılar. Siz siz olun nakit para ile yapın satışınızı, ve de anlaşma imzalayarak…

Burada anlattıklarım araba alan birinin bakacağı kriterleri de açıklıyor. Siz de arabanızı kullanırken bu prensiplere göre kullanırsanız daha iyi bir fiyata satabilirsiniz. Arabanızı bir yatırım olarak görüp sanki emanetmiş gibi kullanırsanız sizin için en iyisi.  Bir de arabanızı satmadan önce yıkayıp temizletmenizi (ilk izlenim bu konuda çok önemli oluyor), bütün tamir kayıtlarını tutmanızı, satarken arabanın durumunu olduğu gibi söylemenizi öneririm.

Tagged :

BANKALAR VE KREDİ KARTLARI

TÜRKİYE’DEN / TÜRKİYE’YE PARA TRANSFERİ

Türkiye’den buradaki bankanıza para transfer edebilirsiniz. Bunun için %5-%10 gibi bir masraf yapmanız gerekiyor. Türkiye’de bunu yapacak çeşitli bankalar şubeden şubeye değişik fiyatlar verebiliyorlar. Türkiye’deki bankanın yanısıra buradaki banka da paranızdan kesiyor. Bu şekilde para transferi 2-5 gün arası alıyor.

Bazı bankalardan para çekerken belli bir miktar para ödemek gerekebilir. Bu durum, Türkiye’ye para gönderirken de geçerli olabilir.

BANKA HESABI

Banka hesabı açtırırken ögrenci hesabı açtıracaksınız. Eğer herhangi 1 ay içinde paranız belli bir miktarın (mesela $600) altına düşerse banka $10-$20 ceza kesebilir.  Onar onar bir bakmışsınız yılda $120’ınız gitmiş. O yüzden bu tür konuları en başta bilip hesabınızı ona göre idare edin. Bu arada yazdığınız her çekin mutlaka karşılığının olmasına dikkat edin. Karşılıksız çek yazmak kredi geçmişinizi (credit history) çok olumsuz etkileyecektir.

CREDIT HISTORY” (Kredi Gecmişi)

Kredi geçmişi (credit history) tüm hesap hareketlerinizi baz alarak oluşturulmuş bir rapordur. Kredi geçmişi (credit history), ilişkiye geçtiğiniz her finansal kurumun sizin hakkınızda hazırladığı ortak bir rapordur ve kredi geçmişinizin (raporunuzun) iyi olması çok önemli birşeydir. Araba kiralarken, ev kiralarken, yeni kredi kartına başvururken, İŞE BAŞVURURKEN, taksitle araba ya da ev satın alırken, banka hesabı açtırırken, elektrik – gaz firmalarına başvururken… Kısacası her zaman her yerde sizin ne kadar güvenilir bir insan olduğunuzu kaşınıza gözünüze bakıp anlayamadıkları için hemen kredi raporunuza ve polis kayıtlarındaki suç kayıtlarınıza (criminal record)unuza bakıyorlar. Kredi geçmişi, sosyal güvenlik numaranızın ve kredi kartınızın kullanıldığı her yerde oluşturulur ki sosyal güvenlik numarası almak Amerika’da bir zorunluluk (must) olmuştur. Eğer kötü bir kredi geçmişiniz varsa bu bahsedilen durumlardan hepsinde sizin aleyhinize karar çıkabilir ya da ek masraflar, depozitolar yatırmak gerekebilir.

Kredi geçmişinizi iyi tutmak oldukça basit: Borç taksitleri, kredi kartı faturaları da dahil olmak üzere bütün ödemelerinizi zamanında yollayın. Bu kadar basit. Yalnız bir kaç inceliği var:

1) Yazdığınız her çekin mutlaka karşılığı olsun. Çekiniz geri tepmesin (bounce).

2) Eğer paranız yoksa kredi kartlarının en azından asgari tutarlarını (minimum payment) mutlaka ödeyin. Yani borçlu olmak değil de asgari tutarları ödememek asıl size kötü not yazdıracak olan.

3) Kart borçlarınızı mutlaka zamanında ödeyin, gecikmesin. Gecikirse ödemeleriniz hem ceza yiyebilirsiniz (mesela $25), hem de bunlar geçmişinize yazılır. Burada önemli bir inceliği belirteyim:

Diyelim ki kredi kartı faturanız uzerinde “Due Date” olarak 06/17/2013 yazıyor. Siz sakın ola ki USPS’e (postaya) güvenip 5 gün öncesinden göndermeyin. En azından 3 gun öncesinde ellerinde olacak şekilde ve 7 gün postada zaman tanıyacak şekilde en az 10 gün önceden, en geç ayın 7’sinde yollayın o faturayı.  Bazı kredi kartları şöyle bir sahtekarlık yapıyorlar: Mesela due date olarak 06/17/2013  yazıyor ve bu bir Pazartesi. Aslında adamlar o gün 9am’de ellerinde olmasını istiyorlar ödemenin. Ama posta idaresi mesela saat 11am’de getiriyor postayı, yani o gün ulaşsa da geç muamelesi yapıp sizden ceza tırtıklamaya çalışıyorlar. Eh, ondan önceki iki gün zaten haftasonu. Demek ki postanın aslında o due date’ten 3 gün öncesinde, Cuma günü ellerinde olması lazım sizin ceza yememeniz için.

4) Fazla kredi kartı kullanmayın. Bir VISA, bir MASTERCARD başta yeterli. Daha sonra bir tane de American Express ya da Discover olabilir. Ama toplam sayısı 4’ü geçmesin.

Bu arada kredi kartları size borca battıkça daha batırmak isteyeceklerdir, bu sebeple sürekli telefonlar açıp “travel”, “insurance”, “credit card protection” vs. gibi konularda çesitli fuzuli kulüplere üye etmek isteyeceklerdir sizi. Sakın kanmayın, ihtiyaciniz olan tek üyelik AAA üyeliği ki, arabanız yoksa aslında o bile gerekmeyebilir. Böyle “soliciting call”lar geldiğinde yapmanız gereken, telefondaki ses sonsuz nutkuna dalmadan hemen önce olayın temel mahiyetini anlayıp eğer fuzuli bir şeyse en baştan “Thank you sir (ya da ma’m –madamın kısaltılmışı), I am simply not interested.” Sakın tartışmaya, kendinizi anlatmaya, gönlünü almaya falan kalkışmayın, insanları rahatsız etmek onların mesleği ve çoğu ancak böyle kısa ve net bir şekilde söyleyince bırakıyor yakanızı. Eğer sizin sorularınızı cevaplamak yerine halen kendi bildiği gibi konuşuyorsa ya da siz bitirmek istediğiniz halde o bitirmiyorsa tekrar bu cümleyi söyleyebilirsiniz. Halen konuşuyorsa telefonu yüzüne çarpmadan kapatabilirsiniz.

Kredi kartlarında satılan ürünlerin çoğu hem çok fuzuli hem de posta parası düşünüldüğünde o kadar ucuz değil. Onun yerine Walmart’tan alışveriş yaparak benzer fiyata bulabilirsiniz. Kısacası legal olan dokümanlar dışında kredi kartı faturanızla gelen tüm reklam kağıtlarını direkt çöpe yollayın.

 

KREDİ KARTLARINA KESİNLİKLE BORÇLANMAYIN

Bu çok önemli bir kural. Kredi kartı Amerika’daki finansal sistem gereği mutlaka gerekiyor, mesela araba kiralarken, ev kiralarken. Ama bu demek değil ki bunlara borçlanmalısınız. Bu kurumlar sizin sırtınızdan faizle, cezalarla, ve uyduruk ürünlerin satışıyla para kazanan kurumlar. Bir çengel attılar mı da mafyadan daha beter olabiliyorlar.

Bir anektod: Bir tanıdığımın ev arkadaşı birkaç kredi kartına o kadar borçlanmış ki ödemesine imkan yok. Günde o eve belki 10 defa (inanın abartı yok) telefon geliyordu, sabah 7’den akşam 10’a kadar, haftanın 7 günü. Zır zır çaldıktan sonra telefon otomatik bir ses “Please wait” diyor, ve kredi kartı firmasından adam telefona çıkıyor, soruyor “falan kişiyle konuşmamız gerekiyor acilen, çok önemli bir konu, şimdi evde mi, ne zaman gelir, iş numarasını verir misiniz”. Zaten borçlu eleman bunu bildiği için iş telefonunu ev arkadaşına söylememiş, evden bir çıkıyor akşama kadar da gelmiyor, olan evde iş üretmeye calışan gariban arkadaşın konsantrasyonuna oluyor. Hatta bir keresinde telefondaki ses “bakın, arkadaşınızın durumunu anlıyoruz,biz ona yardımcı olmaya calışıyoruz, telefona çıksın, konuşalım, biz onun dostuyuz” tarzında şeyler bile demiş.

Kredi kartlarına borçlanmamak konusundaki diğer yorumlara gelince: Amerika’da sistem insanlara önce bütçelerinin çok üstünde bir yaşam biçiminin, lüks bir yaşamın gerekli olduğunu empoze etmekle başlıyor ve sonuçta kredi kartlarına borçlandıkça borçlanmanın getirdiği kısır döngüye sokmakla devam ediyor. Bu döngüde televizyon reklamlarının, insani cezbeden alacalı bulacalı ürün dizaynlarının, ödemedeki kolaylıkların (çek ve kredi kartı sistemleri) rolü oldukça büyüktür.

Çok üst düzey materyel standartları karşılamak için aşırı harcamalar yaptırtılıyor. Bu harcamaları zorla yaptırmıyorlar, kredi kartı vererek buna teşvik ediyorlar. Ama o parayı insan cash olarak $10’ar dolar olarak verecek olsa imkanı yok o kadar kolay harcayamaz. Zaten empoze edilen ya da insanın gezerken aldığı şeylerin hemen hemen tamamı gereksiz. Bunun en güzel örneği mutfak aletlerinde görülebilir. Mesela adamlar mısır koçanının yanlarına batırıp tutabilmek için mısır desenli tutacak satıyorlar. Onun yerine insan mısırı bir kağıt peçeteyle de tutup hem o masraftan hem de o yeni aletin hayatında yaratacağı karışıklıktan kurtulabilir.

Sonuç olarak, insanlar böyle aşırı masraflarla iyice borçlandıktan sonra faiz olayının da etkisiyle uzun süre borçlu kalabiliyor (istatistiklere göre bir doktora öğrencisinin ortalama $5,000 civarı borcu oluyormuş mezun olurken). Kredi kartlarının yazdığı faiz oranları aldatıcı, çünkü ilan edilen değer “annual nominal interest rate” (yıllık nominal faiz) değeri. Oysa aslında tatbik ettikleri “daily interest” ki bunun yıllık izdüşümüne “real annual interest rate” (yıllık reel faiz) deniyor. Bir örnek vereyim:

Yıllık 11.99% faizli bir kartınızdaki borcunuzun faizi aslında günlük bazda katlanıyor, yani aslında yıllık faiz 11.99% değil, çok daha fazla.  Yani aslında sadece bu yanıltmadan dolayı bu konuda bilgisi olmayan bir insandan çok daha fazla para faiz alıyorlar.

Bir de diyelim ki büyük bir çaresizliğe düştünüz ve “cash advance” kullandınız kredi kartınızdan. O durumda nominal yıllık faiz 19.99%-39.99%  arasında değişir ki, bu aslında reel olarak çok daha fazlası demektir! Örneğin; kredi kartınızdan $2000 borç aldınız araba satın alabilmek için ve bir yıl boyunca ödeyemediniz: Bir yıl sonra ödeyeceğiniz miktar $2500-$3000 olacaktır!

Kredi kartlarının uyguladıkları ve sizin zararınıza sonuçlanan bir başka kural da şu: Diyelim ki $1000 borcunuz var, bunun $600’i 12% faizle, geri kalan 400$’i ise 19% faizle. Siz borcunuzun en yüksek faizli (19% faizli) kısmını tamamıyla ödemeden daha düşük faizli borçların ödemesine başlayamıyorsunuz.  Yani mesela $100 borç ödediniz: Bunun $60’i düşük faizli, $40’i yüksek faizli borcu ödemeye gitmiyor, tamamı düşük faizli borcu ödemeye gidiyor. Böylece yüksek faizli borcunuz çok uzun süre olduğu yerde kalıyor.

Bütün banka, firma ve kurumlar fatura ellerine geç ulaşınca ceza kesiyorlar, önceden yazdığım gibi, ve faturanın ellerine geçmesi için yukarıda ayrıntılı anlattığım şekilde oyunlar oynayabiliyorlar.

Bir başka taktikleri de şu: Mesela size teklif getirdiler: ‘Borçlarınızı bize transfer edin, size daha düşük faiz uygulayalım’ diye. Çoğu insan direkt transfer edebilir, ama aslında bu transfer de belli bir ücret (fee) gerektiriyor, daha önceden yaptığınız anlaşmada küçük harflerle belirtilmiş olan.

Bir de çek gönderiyorlar, sanki normal banka çeki gibi. Ama aslında o çeki kullandığınızda ya belli bir “fee” oluyor, ya da daha da kötüsü o çeki sanki “cash advance”miş gibi yazıp size astronomik faiz oranları (nominal 19.99%-39.99%, reel daha fazla) uyguluyorlar. O tür çekleri kullanmadan önce şartlarını en az iki kere teyid ettirecek şekilde bir yetkili ile telefonda veya karşılıklı görüşün.

Kredi kartı firmaları, bankalar ve kurumlar oldukça yaratıcı davranıp bunun gibi çeşitli yollardan sizi kuşatıyorlar. Mesela “hediye” olarak sizi 3 dergiye abone yapıyorlar üç ay boyunca. Sonra tam üç ay sonra tam vaktinde arayamadınız diyelim, farzedelim ki unuttunuz, o dergilerin parası sizin kredi kartı faturasına otomatik olarak ekleniyor. Fatura elinize bir ay sonra geçtiğinden bunu da zaten en fazla bir ay sonra farkediyorsunuz. O dergilere normalde abone olmayacaığınız halde artık tadını aldığınız için kestirmek de istemiyorsunuz, yılda $50-$60 durduk yerde masraf çıkıyor. Oysa o dergileri Barnes and Noble gibi kitapçılarda ya da kütüphanelerde zaten bedava okuyabilirsiniz.

Dergilerdekinin benzeri oyun önceden yazdığım kulüp üyeliklerinde de var: İlk basta tatlı dille üye yapıyorlar, sonra siz farkında olmadan faturanıza ekliyorlar. Sonra arayıp duruyorsunuz hangi numarayı aramam gerekiyordu diye. Hadi numarayı buldunuz, yarım saat size telefonda müzik dinletiyorlar.

Son olarak aklıma gelen, pazarlamacıların size “free” (bedava) göndereceklerini söyledikleri hediyeler. Oysa dikkat ederseniz çoğunluğu Uzakdoğu’da (büyük ihtimalle çok düşük bir maliyetle) üretilen bu ürünlerin size gelmesi icin $3.95-$5.95 gibi bir “shipping and handling” masrafı oluyor. Birinci olarak, bu şekilde sattıkları ürünler çoğunlukla şu anda ihtiyacınızın olmadığı ve büyük ihtimalle hiçbir zaman da ihtiyacınız olmayacak ürünler. İkincisi ise dediğim gibi, pazarlamacılar ne kadar bedava dese de ürünün size belli bir maliyetle ulaşması.  Bu “shipping and handling” masrafının yazılmaması Amerika’da bir gelenek ve herhangi bir şeyi postayla alırken (ki kitap, CD ve bizzat görüp dokunduğunuz ürünler dışında hiçbirşey için postayla alısverişi önermem) bu ekstra maliyeti hesaba katmanız gerekiyor.

KREDİ KARTI FATURANIZI MUTLAKA DİKKATLİCE KONTROL EDİN

Kredi kartı faturanızı dikkatlice kontrol edin çünkü kredi kartı firması veya alışveriş yaptığınız (örneğin araba kiraladığınız) kurum veya kuruluş  sizin farketmediğiniz bir ekleme yapmış olabilir. Mesela bir tanıdığım bir gün araba kiralamıştı, cuma günü kiralayıp anahtarı cumartesi günü kutuya attı. Kredi kartında 3 gün gibi fatura etmişler, eğer farketmese ~$120 zarara uğrayacaktı.

Kredi kartınızdaki “balance”i her zaman maksimum izin verilen kotanın dörtte üç seviyesini aşmayacak şekilde tutun. Mesela bir kredi kartı size $5,000 hak tanıdı, onu en fazla $4,000’da tutun. Çünkü bu tür değişik kurallara bakarak bilgisayarlar otomatik olarak size uygulanan faiz oranının artmasına karar verebiliyor.

Size farklı kredi kartlarından cazip teklifler geldikçe kredi kartı firmanızı veya bankanızı arayıp bu durumu anlatıp size uyguladığı faizi düşürtmeye çalışabilirsiniz (bunu yılda en fazla bir iki kere yapın).  Yani birbirlerine kırdırtmaya çalışın kredi kartı firmalarını. En başta yazdığım gibi, aslında en güzeli hiç mi hiç borçlanmamak kredi kartlarına.

PARA BİRİKTİRMEK

Para konusundaki darlıklar masrafları kısarak, gereksiz masrafları elimine ederek, kaçınılmaz masrafları da en ucuz bir şekilde hallederek aşılabilir.  Daha çok para kazanmak yerine daha az para harcamak gerekebilir. Burada sürekli iletişim ve dayanışma içinde bulunduğunuz arkadaş grubunuzla bu konuda da fikir alışverişinde bulunabilirsiniz.

Bir de yazın staj yapmak para konusunu düzeltmek için idealdir. Özellikle bazı bölümlerde (örneğin elektronik bölümü) ya da kendi konularında ilk beştekiokullarında duyanlar için staj bulmak çok zor olmuyor. Tabii burada ABD ekonomisinin durumu çok önemli bir faktör.

Tagged :

TELEFON

İlk günlerden itibaren ihtiyaç duyacağınız bir konu telefon kartı. Telefon kartlarıyla ilgili yapacağınız bir google araması size alternatifleri listeleyecektir.

Telefon kartlarında bir dakika başı konuşma ücreti var, mesela 15 cent/dakika. Bir de her açılış için bir ücret, mesela 2$. Bazı kartlarda bu ikinci gereksiz masraf yok, ama bir kart alacaksanız ilk açılışta böyle bir masraf çıkıp çıkmadığını araştırın. Kendi başınıza bir kart denemek yerine insanların deneyip kullandığı ve beğendiği kartları araştırıp onları kullanın. Bilmediğiniz kart büyük ihtimalle iyi bir kart değildir. Greyhound’da (şehirlerarası otobüs şirketi) satılan kartları mümkünse almayın.

Eve telefon bağlatırken tasarruf için sadece şehir içi bağlatabilirsiniz, çünkü şehir içi telefonu ile şehirlerarası ve uluslararası konuşmalar farklı firmalarca gerçekleştiriliyor. Eğer Amerika’da başka şehirlerde fazla tanıdığınız yoksa şehirlerarası hat bağlatmanız gereksiz olabilir. Türkiye’yi ise tercihen telefon kartıyla arayabilirsiniz.  Telefon kartındaki n tane sayıyı çevirmek oldukça bayıcı olabiliyor bir süre sonra, özellikle çokça arama yapıyorsanız, eğer bu durumda olmak istemiyorsanız şehirlerarası ve uluslarası konuşmayı da içeren bir planla başlayabilirsiniz. Faturalarınızı kontrol etmek faydalı olabilir, en çok nereyi aradığınızda para gittiğini görmek için.

Kurumlarla yaptığınız konuşmalarda en başta “This call may be monitored (recorded)” diyecektir. Bu şu demek: “…May be recorded”(kayıt altına alınabilir) değil “…is being recorded” (kayıt altına alınmaktadır). Böylece ileride dava açarsanız ya da mesela uygunsuzca aşırı kaba bir şekilde konuşursanız ya da yanlış bilgi verirseniz sizin aleyhinizde bunu mahkemede kullanabiliyorlar. Sizin yapmanız gereken bunu stres konusu yapmadan haklarınızı diliniz döndüğünce ve oldukça kibar bir şekilde aramak. Mesela faturanız beklediğinizden daha yüksek geldiyse bunun nedenini öğrenmek en doğal hakkınızdır. Kayıt oluyor diye aramamazlık etmeyin sakın, çünkü o olay ancak çok uç durumlar için geçerli sadece, sizi büyük ihtimalle ilgilendirmez.

Eğer çokça ev dışında bulunuyorsanız (mesela kütüphane) ev telefonu yerine en az 350 dakikalık olmak üzere cep telefonu kullanmayı düşünebilirsiniz. Öncelikle iyi bir fiyat araştırması yapın derim.  Cep telefonu kullanacaksanız aylık konuşma limitini aşmamaya çok dikkat edin, çünkü çok pahalıya geliyor.  Bir de tüketicinin yanıltıldığı bir olay da şu: Siz cep telefonunuzla bir yeri aradığınızda ya da size bir telefon gelip konuşmaya başladığınız anda anında bir dakika yazıyor.  Oysa telefonunuzda toplam konuştuğunuz zamana birkaç saniye eklenmiş gibi gözükebiliyor. Faturanızın beklentinizin çok üzerinde olmaması için bu konuya dikkat etmenizi öneririm. Bir de ayda en azından 250 dakika her yöne (any minute) dakikanız olursa rahat konuşursunuz, daha azı inanın az geliyor. Bir de bazı evli çiftler birbirleriyle kolayca haberleşebilmek için ya da bir kadın tek başına araba sürerken araba bozulursa kolayca arayabilsin diye minimum dakikalı cep telefonu alıyorlar.

Türkiye ile konuşmalarınızı cep telefonu üzerinden değil normal telefonla yaparsanız daha uzun konuşursunuz, çünkü cep telefonuyla konuşunca size önceden söylenmeyen ek masraflar yazıyorlar.

Telefonla ilgili bütün bu bilgileri verdikten sonra tabi ki Skype, Zoom, Webex ve diğer video konferans yazılımlarını ya da Facebook Messenger / WhatsApp / Google Meet sosyal ağ uygulamalarını belirtmemek olmaz. Günümüzde hepimiz sesli görüşmelerimizi telefon yerine videokonferans ya da sosyal ağ uygulamaları üzerinden yapıyoruz. Birçok kişinin bilmediği bir bilgi Skype’tan sadece diğer Skype adresini değil, direkt olarak bir telefonu aramanın da mümkün olduğudur. Başka bir Skype adresini aramak ücretsiz olmakla beraber Skype’tan telefon numaralarını aramak ücretlidir. Skype görüşmesini yapacağınız noktanın yeterince hızlı bir İnternet bağlantısına sahip olması gerekiyor.

Tagged :