ZAMANI İYİ KULLANMANIN YOLLARI

Zaman, Amerika’da para kadar değerlidir, hatta daha değerlidir. Özellikle de kısıtlı bir zaman diliminde birşeyler başarmak isteyen bizler için…

Bu kıymetli zamanımız, Amerika’da hiç beklenmedik şekillerde ziyan olabiliyor. İşte çok vakit kaybına neden olan şeylerden bazıları ve tasarruf metodları:

 

  • İnternet: Çalışan insanın en büyük düşmanı! YouTube’a, Netflix’e ya da Türk gazetelerine bir dalarsanız günde 2 saatiniz gidebilir. En güzeli kendi kendinize günde ya da haftada diyelim ki belli sayıda bir saati aşmayacağınıza dair söz vermeniz. Mesela e-postalar için günde bir saat, sosyal ağlar için 1 saat, ve video için de 1 saat. Bakın çok az gözüküyordu herbiri ama her gün uyanık olduğunuz ve yemek pişirip yemediğiniz 14 saatten 3’ü, yani %20’sinden fazlası gitti bile!

 

  • E-mail monkey: E-mailinize yeniden yeniden bakma hastalığına “e-mail monkey” (yani sırtınızda sizi sürekli dürtükleyen bir maymun e-maili kontrol etmenizi istiyor 🙂 denir. Eğer böyle bir sorununuz varsa bunu 4 saatte bir ya da mesela günde sadece 3 kez, toplamda bir saati aşmamak kaydıyla sınırlandırabilirsiniz. Ve e-mail için de benzer kurallar oluşturabilirsiniz.

 

  • Televizyon: Vakit kaybı olduğunu daha once söylemiştim.

 

  • Yemek yapmak için uğraşmak: Yemekleri önceden pişirip buzluktan çıkartarak mikrodalgada ısıtabilirsiniz. Bulaşıkla uğraşmak istemiyorsanız kağıt tabak ve çatal alarak epey vakit kazanabilirsiniz.

 

  • Araba satın almak için uğraşmak, araba bakmak: Günleriniz gidebilir bu işe, ama eğer baktığınız araba tiplerini sınırlandırırsanız vakitten tasarruf edebilirsiniz. Ayrıca araba satın alma kısmındaki bilgiler ışığında daha telefonda pek çok arabayı eleyebilirsiniz. Mesela 120K üstündeki ve 10 yıldan daha eski olan arabaları almamanızı tavsiye ederim.

 

  • Yeni gelenlere yardımcı olmak: Yeni gelenlerden birkaçına bir arada size uyan saatlerde (mesela sizin de alışveriş yapacağınız saatlerde) yardımcı olursanız harcadığınız toplam vakit azalacaktır.

 

  • Havaalanında insan karşılama: Buluşacağınız insan gecikebiliyor, başka uçağa binmiş oluyor, ya da bir sonraki uçakla geliyor ve sizin belki o gününüz tamamen gidiyor. Çaresi: Havaalanına ilk geldiği anda Baggage Claim’den sizin ofisinize telefon açacak, siz de iş ya da araştırmanıza ara verip gidip alacaksınız. Böylece yeni inen kişi yarım saat beklemiş olacak, siz ise 3-4 saat bekleme riskini ortadan kaldırmış olacaksınız. Bunu yapmaya gönlünüz elvermiyorsa o zaman en azından
    • buluşacağınız yeri (benim önerim: ilk çıktığı nokta ve orada buluşamazsanız baggage claim),
    • o gün giyeceğiniz kıyafeti,
    • en fazla ne kadar süre bekleyeceğinizi,
    • sizi bulamazsa hangi numaradan kimi arayabileceğini

yazarsanız belirsizliklerin bir kısmı ortadan kalkar.

Ayrıca çok yoğun olarak Türklerin geldiği dönemlerde öğleden önce gelecek olanları birisi, öğleden sonrakileri birisi karşılamak üzere okulunuzdan “van” alabilirsiniz. O gün elinizde bir “Hoşgeldiniz” yazısı tutarak belki haberleşilemeyen diğer Türkleri de havaalanından toplayabilirsiniz.

 

EVDE PRATİK YEMEK TARİFLERİ

Yemek olayını sağlıklı ve ucuza halletmek istiyorsanız dışarıda yemek yemeyin, evde sebzeli yemekler pişirin.

Pişirdiğiniz yemekleri buzdolabı poşetlerine (zip bag) koyarak buzlukta saklayıp zamanı geldiğinde fırında, mikrodalga fırında, ya da tavada kolayca ısıtabilirsiniz. Özellikle kıyma aldığınızda soğanla ve salçayla kavurup bu şekilde torbalarda buzluğa atarsanız daha sonra sebze yemeği yaparken direkt yemeğin içinde bu torbadan aktararak her defasında kıyma kavurma olayından kurtulmuş olursunuz.

Çokça sorulan bir soru soğanın nasıl kesileceği: Çok basit: Önce ikiye keseceksiniz, soğanın sapıyla tepesini birleştiren çizgiden. Sonra yarım tabak ya da “cutting board” üzerinde önce yatay (soğanın sapıyla paralel olacak şekilde), sonra dikey keseceksiniz.

Birkaç pratik ve sağlıklı sayılabilecek yemek. En az vakit alanından başladım:

Tuna Sandwic (3 dk): Bir küçük konserve suda tuna (iyi bilinen markalardan birini kullanmanızı tavsiye ederim), üç kaşık mayonez, karıştırıp kızarmış ekmek arasına süreceksiniz. Baharat olarak curry, kimyon, karabiber, kırmızı biber ekleyebilirsiniz.

Sebze yemeği (ya da sebzeli et yemeği) (30 dk):
1. Ocağı ortanın üstü ateşe getirin.
2. 3 kaşık sıvıyağı ya da zeytinyağını tavaya koyup içine 1 soğan doğrayın.
3. Ocağı düşük ateşe getirin.
4. Soğan bir yandan sote olurken sebzeyi hazırlayın.
5. Konserve kullanıyorsanız konservenin içindekileri süzgeçe döküp bolca yıkarsanız konserve kokusu gider. Taze sebze (mesela patates, havuç, broccoli) kullanıyorsaniz (ki böylesi en güzeli) 2 pound’a kadar koyabilirsiniz.
6. Patlıcan yapıyorsanız patlıcanı bir saat öncesinden tuzlu suya doğrayıp acısının gitmesini sağlayabilirsiniz. Bamyayı da sirkeli suda bekletin aynı şekilde.
7. Soğan kavrulmaya başladıktan bir süre sonra biber doğrayıp onu da kavurabilirsiniz.
8. Üzerine bir tutam tuz ekleyin (mümkünse Himalaya tuzu).
9. Soğan kavrulunca (pembeleşince) sebzeleri sırasıyla koyabilirsiniz.
10. Pişme zamanı olarak: Taze fasülye, havuç, patlıcan, patates karnıbahar, brokoli, domates olarak sıralanabilir, siz de uygun aralıklarla elinizdeki sebzelerden bu şekilde ekleyebilirsiniz.
11. Her eklemeden sonra bir iki dakika kavurup çevirirseniz o sebze de kavrulur.
12. Son sebzeyi kavurduktan hemen sonra (domatesten önce) eğer istiyorsanız önceden hazırladığınız kavrulmuş kıymayı ya da eti koyabilirsiniz.
13. Baharat olarak karabiber, kırmızı biber, nane koyabilirsiniz.
14. Bu karışımın üstüne kaynamış su dökün.
15. Bu şekilde orta üstü ateşte sebzelerin hepsi yumuşayana dek pişireceksiniz.
16. En son sebze de piştikten sonra altını kapatıp üstünü yarı kapatarak 5-30 dakika demlendirirseniz lezzeti çok artar.

Pilav (30 dk):
1. Bir bardak pirinci tencereye koyup üzerine 1 tatlı kaşığı tuz atın. Sıcak su ilave edin, 1 saat bu suda kalsın. Sonra, soğuk suyla iyice yıkayarak süzgeçe dökerek suyunu süzün.
2. Tencereyi kurulayıp 2 kaşık mısırözü yağı veya land o’lakes marka tereyağı koyun.
3. Eğer şehriye istiyorsaniz şehriyeyi 2 dakika kavurun.
4. Sonra bir tutam tuz ve duruladığınız pirinci ekleyin, yağda onu da kavurun ve 1 bardak pirinç için 1,5 bardak kadar soğuk suyu kavrulmuş pirincin üstüne dökün.
5. Ocağı ortanın üstü ateşe getirin.
6. Pirinç suyunun çoğunu çekene kadar bekleyin. Sonra ocağı düşük ateşe getirin ocağa.
7. Karıştırmanıza gerek yok.
8. Pirincin suyu tamamen çekilince ocaktan alıp 10 dakika demlendirirseniz lezzeti çok artar.
9. Servisten hemen önce iki kaşık tereyağı ve azıcık karabiber koyabilirsiniz. Değişik arayışlar içinde olanlar Pakistan baharatçılarından alacakları “Biryani”yi baharat olarak deneyebilirler.

Baklava (1,5 saat): Aslında baklava yapmak çok zor değil, ama vakit alıcı. En basit tarifini burada vereceğim. Gerekli malzemeleri önceden temin etmeniz gerekiyor: Ceviz, şeker, tarçın, Land of Lakes’in tuzsuz (unsalted) tereyağı (üzerinde oturan kızılderili kız resmi, icinde 4 çubuk yağ var) ya da başka bir unsalted tereyağı, “fillo dough” denen kağıt gibi incecik hamur katmanlardan oluşan hamur (süpermarketlerde “Apollon” ve diğer markalar altında satılıyor), bir limon. Alet olarak ise: Fırça (çok gerekli!), bir tencere, bir tepsi (tercihen cam), yağı eritmek için tava, ceviz kırmak için naylon torba
Yapılışı
1. İki bardak cevizi naylon torbaya koyup sert bir şeyle (bir sebze doğrama tahtası bile olur) dövün. Dövülmüş cevize iki kaşık şeker ve bir kaşık tarçın koyup iyice karıştırın.
2. Tereyağından birbuçuk çubuk alıp bir tavada kısık ateşte eritin (kızartmayın)
3. Tereyağını eritince artık fırçayla önce cam tepsiye sürün sonra ince yufkaların iki-üç katını yayıp yağ sürün.
4. Tereyağını sürmeye başlarken bir yandan da iki bardak şeker ve iki bardak suyu tencerede kaynatmaya başlayın, siz hamuru bitirip fırına sürerken şurup da hazır olacaktır böylece.
Tereyağını yufkaların her milimetrekaresine bolca koyarsanız aşırı yağlı olur. Fırçayı bir kere yağa batırın, tavanın kenarında yağın fazlasını süzün hafif hafif iki-üç kat yufka serip yağlayın. Bu, baklavanın püf noktası.
5. (Bu arada şurubu kontrol edin, kaynamaya başladıysa iki kaşık limon suyu koyun içine, kaynamaya devam etsin.)
6. Hamurun yarısını bitirince yine yağ sürüp önceden hazırladığınız ceviz karışımını üstüne düzenli yayılacak şekilde döşeyin.
7. (Bu arada şurubu kontrol edin, çok koyu olmasın. Kaşıkla alıp döktüğünüzde damla damla olmuyorsa şurup olmuş demektir, ateşten alın artık. Soğutun.)
8. Aynı şekilde geri kalan hamurları da teker teker ekleyin.
9. Fırını 375°F (200°C) getirip tepsiyi fırına sürün.
10. Baklavanın üstünde açık renk kahverengiyi gördüğünüzde fırından çıkartın.
11. Sıcak hamura soğuk şurubu “cos” diye ses cıkartacak şekilde dökün, her kısmına yayarak.
12. Yemeden önce ne kadar beklerseniz şurubu o kadar çekip o kadar lezzetli olur.
Türkiye’deki kaymakları burada bulmak imkansız, ama dondurma ya da Whip Cream koyabilirsiniz.

Yalancı Cheesecake (Tatlı) (3 dk): Üç kaşık cream cheese ile iki kaşık reçeli (mesela çilek reçeli) ya da balı karıştırıp Graham bisküvilerinin arasına süreceksiniz. İsterseniz çok az toz tarçın da koyabilirsiniz.

Peynirli Tost (5 dk): Mini-fırınınz varsa , ekmeğin üzerine peynir koyarak mini-fırında 5 dakika ısıtın. Peynir eriyor ve lezzetli oluyor. Oldukça pratik. Üç kaşık ricotta veya parmesan peynirini bir kaşık yağ (dilerseniz bir diş ezilmiş sarımsak) ve baharatlarla karıştırıp ekmeğin üzerine sürüp mini-fırında oldukça pratik bir pizza yapabilirsiniz.

Web Bağlantıları:

Diğer Türk yemeği tariflerini çeşitli sitelerden kolaylıkla bulabilirsiniz. Ayrıca Emine Beder ve Gönül Candaş’ın kitapları da oldukça faydalı olabilir.

Bunlara ek olarak dünya mutfağının yemek tariflerini www.allrecipes.com sayfasında bulabilirsiniz.

Yaşadığınız yerde Türk yiyecekleri satan bakkal bulamıyorsanız:
http://bestturkishfood.com/
sayfasını ziyaret edip İnternetten alışveriş yapabilirsiniz.

Tagged :

YEMEK

Dışarda Yemenin Gerçek Maliyeti

Dışarıda yemek yemek çok pahalıya geliyor, çünkü menüdeki fiyat içecek masrafını, vergiyi ve %15 bahşişi içermiyor. Görgü kuralları gereği %15 bahşiş vermek gerekir. Mesela $6.99’a bir yemek ısmarladınız, kola $1.5, $8.5 etti. Vergiyle $9 dolara yaklaştık. Bahşişle $10 ya da $11’a ancak çıkıyorsunuz oradan. Oysa siz başta o $6.99’un .99 kısmını kısmını görmeyip $6’a ucuz bir yemek yiyip çıkarım diye ummuştunuz.

İçecek olayına benzer bir tuzak yemek sonunda tatlı olayında da var. Yemeğinizi yediniz, ama canınız bir de tatlı cekti, zaten masanın üzerine renkli resmini de koymuşlar, “only $2.99”. İki dolardan ne çıkar deyip ısmarlıyorsunuz, ve bakın ne oluyor: Yemek faturanız içecek ve tatlıyla $11 tuttu, vergi eklenince $13’a yaklaştı. $13’lik yemek için $1 bahşiş az kaçacağı için $2 bahşiş bıraktınız, ve $15 bırakıp kalktınız, $6 ödeyip çıkarım diye düşündüğünüz sofradan.

Algılar ve gerçekler ne kadar farklı, değil mi?

 

Dışarda Yemekle ilgili Öneriler

Dışarda yemek için bazı öneriler:

  • Eğer dil okulu ya da üniversitede okuyorsanız üniversitenin kafeteryası genelde uygun fiyatlı olur. Etli yemek alırsanız pahalıya gelir. Vegetable menü alırsanız ve içeceğe para kaptırmazsanız okulunuzun kafeteryasında $4’a güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Mesela 3 sebze ve bir ekmeği paket olarak bir menü olarak alabilirsiniz.
  • Pek çok lokantada öğle yemekleri genelde çok daha ucuz oluyor. Mesela öğle yemeği için yakın bir yerde böyle bir lokanta varsa hemen arabayla alıp artanını kutuya koydurup (doggy bag)  akşam yemeğini de ucuza maledebilirsiniz.
  • Bir de açık büfe tarzında lokantalar var ki her çesit yemek oluyor. Örnegin Shoney’s (shoneys.com), Piccadilly (www.piccadilly.com), ve özellikle otoban yolculuklarında Cracker & Barrel (www.crackerbarrel.com). Bazı günler indirimli açık büfe oluyorlar. Eğer açık büfe değilse et yemekleri pahalıya gelir ve içecek ve tatlı tuzakları buralarda da geçerlidir.
  • Fast food lokantalarında orada yerseniz free refill alabiliyorsunuz, böylece büyük kola almanıza gerek kalmıyor.
  • Eğer çok özel bir durum olmadıysa duygusal davranıp da %15’ten fazla bahsiş (tip) vermeye kalkışmayın. Tam dolara tamamlamak için mesela %12 bahsis verebilirsiniz. Öte yandan %10’un altında bahşiş ters karşılanır.

 

Dışarda yenen yemeklerin faturalarını en cok şişiren alkollü içeceklerin masrafı. Bir lokantacı tanıdığımdan biliyorum, lokantalar karlarının çok büyük bir kısmını içecek -özellikle alkollü- satışından elde ederler. Önceki örnekte verdiğim gibi, alacağınız içecek sadece kendi masrafını getirmiyor; vergisi ve %15 bahşişi verilecek miktar da artıyor.

 

Dışarda yemek yerine tabi ki aşağıda listelenen bir uygulamayı ya da benzer başka bir uygulamayı kullanarak eve sipariş verebilirsiniz:

https://freeappsforme.com/food-delivery-apps-usa/

Ancak bu durumda da yemeğinizin geç gelebileceğini ve çok büyük bir olasılıkla sizin evde kendi seçtiğiniz en kaliteli malzemelerle hazırladığınız yemekler kadar sağlıklı olmayacağını hatırlamak, dışardan ısmarlamak yerine evde pişirmeye sizi motive edebilir.

Tagged :

Yurtdışındaki Hocalardan Asistanlık Bulmak | E-Posta’lara Yanıt

Merhaba A, Üniversitenin master programına kabulümde en büyük rollerden biribir konferansta tanıştığım Profesör Hanks’ e aittir. Bana yapılan açıklamaya göre master’ a kabul almakla beraber doktoraya bu aşamada kabul edilemedim ve doktora programına kabulüm ancak ilk sene sonunda notlarımın durumuna bakılarak belirlenecek. Bu durumda belirttiğin alternatif konusunda şansım nedir bilemiyorum.  NOT: Profesör Hanks’ten , finansal destek dahilinde belirttiğin konularda, nasıl bir yardım talep edebilirim? Profesör Hanks’in yapılabilecekler dahilinde bana her türlü yardımda bulunacağını inanıyorum.


Merhaba B, Gelelim Prof. Hanks’ten ne tür bir yardım isteyebileceğin konusuna. Sanıyorum daha henüz sen buraya gelmeden bir financial support sağlayamaz senin için. Buraya geldiğinde belirli bir süre sonra (çünkü senin derslerdeki başarına bakıp seni tanımak isteyebilirler) senin bazı projelerde calışmana olanak sağlayabilir; ama bu konuştuklarımız şu an için afaki şeyler biliyorsun. Şu anda Prof. Hanks’in oğrencisi olan bir arkadaşın durumundan bahsedeyim. O kendi devletinden burslu, ama senden farklı olarak PhD öğrencisi.Yaz için Prof. Hanks’le konuştu ve Prof. Hanks hemen ona asistanlık teklif etti ve bir şirket projesinde çalışabileceğini söyledi; böylelikle bursundan kurtulabilecek bu arkadaş. İşte bazen böyle fırsatlar çıkabiliyor insanın karşısına. Ama biraz zaman alıyor tabii hocaların seni tanıması. Sonuç olarak Prof. Hanks’in çok iyi bir insan olduğunu söyleyebilirim ve sana elinden geldiğince yardımcı olacağına eminim. Ama biliyorsun hocaların ellerindeki burslar da oldukça kısıtlı ve akıllıca kullanmak istiyorlar bu paraları. Onun için de bir öğrenciyi desteklemeden önce biraz bekleyip performansını görmek istiyorlar; bunda da haklılar galiba. İstersen Prof. Hanks’e e-mail’le bir kez daha danış. Tabii benim sana anlattığım şeylerden bahsetme hemen şimdi ona, çünkü ben sana etrafımda gördüklerimi, kendimin ve arkadaşlarımın tecrübelerini aktarıyorum; o ise bu konuda sana ümit vermekten kaçınacaktır büyük ihtimalle.Mail atsan da okur; şehir dışındaysa da mutlaka kontrol eder e-mailini.  (Bir başka cevap…)


Merhaba B, Gelelim burada bulabileceğin finansal yardımlara. Sana daha önceki mailde belirttiğim gibi bu konuda asla ümit vermek istemem, ama çevremde gözlediğim kadarıyla, ikinci veya üçüncü döneminde asistanlık bulmak mümkün. Mesela İşletme bölümünde MOT (Management of Technology) diye bir ders var. O dersi alanlar bir firmaya danışmanlık yapıyorlar ve bu süre içinde -bir dönem boyunca sanıyorum- o firma o ögrenciyi destekliyor, ona burs veriyor. Bu şekilde bir dönem asistanlık alan bir Meksikalı arkadaşım var. Bu sadece bir örnek: Aslında daha kolayı hocalarla konuşup onların özel projelerinde çalışarak asistanları olmak. Bu tür bir finansal destek daha mantıklı ve daha sürekli oluyor. Bu yolla asistanlık alan insanlar da tanıyorum. Ama bu noktada hocaların asistan olarak daha çok doktora oğrencilerini tercih ettiklerini belirtmeliyim -ama master öğrencilerinden de asistanlık bulabilen tanıdıklarım da var. Zaten yukarıdaki doktora ile ilgili açıklamaları da bu nedenle yaptım.


Merhaba A,Oraya gelmem durumunda part-time iş olanaklarından nasıl yararlanabilirim? Bu sorularıma cevap verebilirsen beni çok sevindirirsin.


Merhaba B,Okul içindeki bu olanaklardan başka okul dışında da bazı olanaklar var. Uluslararası (İnternaional) oğrencilerin staj dışında kampüs dışında            (off-campus) calışması yasak. Yani ya staj yapabilirsin, ya okulda asistan olabilirsin, ya da kütüphanede, housing office’de veya post office’de çalışabilirsin -ama bu son saydıklarım oldukça sınırlı sayıda iş olanağı sağlıyor. Aslında en çok para kazanabileceğin olay staj. Ama yılda sadece 1 veya 2 dönem staj yapabiliyorsun ve ilk stajını da en az 3 dönem (bu sayıdan tam emin değilim şu anda) okuduktan sonra yapabiliyorsun. Okuldan 1/3 zamanlı asistanlık aldığında ayda eline $860 geçiyor -ki bu parayla hemen hemen rahatça yaşayabilirsin. Halbuki iyi bir staj olanağı bulduğunda ayda $2,000-$3,000 kazanabilirsin -ama demin de söz ettiğim gibi bu sadece 1 veya 2 dönemle sınırlı bir olanak. Yalnız seni yanıltmak da istemem; çünkü iyi bir staj yeri bulmak ve kabul almak o kadar da kolay değil. Ben 3 dönem asistanlık yaptıktan sonra önümüzdeki dönem bir şirkette staj yapacağım, ama bu işi bulmamda şans faktörü çok fazlaydı doğrusu. Ama yine de bence arayan mutlaka birşeyler bulur. Bir önceki paragrafta uluslararası öğrencilerin kanunen sadece kampüste çalışabileceğini ya da staj yapabileceklerini söylemiştim. Ancak ekonomik zorluk (economic hardship) adı altında başvuru yapıp yaz boyunca kampüs dışı (off-campus) staj dışı işlerde çalışmana izin verilebileceğini de duymuştum bir arkadaşımdan.  Şu anda aklıma gelen tüm olanaklar bunlar.


Merhaba A,Bu durumda, benim de aklımdaki tek çözüm yolu olan, ilk bir kaç dönemin parasını bulup gelmek en mantıklı çözüm yollarından biri olarak görünüyor. Çünkü, bu durumda gerekli olan miktar daha az ve bu miktarı bulmak daha kolay olabilir.


Merhaba B,Bence bir-iki dönemlik para bulduğun takdirde buraya gelip şansını deneyebilirsin. Tabii asistanlik bulmak için biraz girişken olup gidip hocalarla tek tek konuşmak gerekiyor. Aradıktan sonra birşeyler çıkabilir belki; ama yine de seni cok umutlandırmak istemiyorum. Buraya geldikten sonra olabilecek en kötü şey, paran bittiğinde geri dönmek zorunda kalman ve bu sürede vakit kaybetmiş olman. Bu arada, teknik bir üniversitede okuduğum için bazı ilave bilgiler paylaşmak istiyorum: Bilgisayar programlama (ozellikle C++) ve İnternet programcılığı (html, javascript) kimi kez tez ve ders calışmalarına faydası olmasa da bulması daha kolay asistanlik türleridir. Dünyadaki en hızlı üniversite-içi iletişim ağına sahip olan UABC’de bilgisayarlar her oğrencinin en temel uğraşlarından birisidir. İleride asistanlık almayı düşünen arkadaşların özellikle C, C++,C#, Java, Visual Basic gibi diller konusundaki bilgilerini gelmeden önce arttırmaları hararetle önerilmektedir.

Tagged :

Yurt Dışında Hangi Üniversitelere Başvurmalı?

Yurtdışında Hangi Üniversitelere Başvurulmalı?

Tezli master programları gibi tezsiz yüksek lisans programları da tercih edilebilir. Örneğin Amerika’daki yüksek lisans (master) programlarında 1 yıllık tezsiz programlar önerilmektedir.

Amerika’daki üniversitelerin liste ve sıralamalarının bulunabileceği web siteleri:

Tagged :