DİNİ KONULAR

AMERİKA’DA CAMİLER

Hemen hemen her şehirde bir ya da daha fazla cami bulmak mümkün.  Ayrıca Amerika’daki tüm camilerin, ya da Amerika’daki adıyla mescitlerin (masjid) listesini İnternet üzerinden bulunduğunuz şehrin ismiyle beraber yapacağınız aramayla kolayca bulabilirsiniz.

 

AMERİKA’DA HELAL YİYECEKLER

Helal yiyecek konusunda ilk akla gelen domuz eti olayı. Domuz etinin kelime karşılığı “pork”, ancak başka isimler altında gelen pek çok sey aslında (aksi belirtilmedikçe) domuz eti oluyor: Sausage, ham, bacon, salami, vs. Eğer bu konularda hassassanız bu kelimeleri ezberleyip menuleri dikkatlice incelemeniz, hatta restoranlarda mümkün olduğunca vegeterian hatta vegan (süt ve yumurta dahil hiçbir hayvan ürünü içermeyen) yiyecekleri tercih etmeniz gerekiyor.

Helal yiyecek konusunda hassas olan bir insanın Amerika’da yapabileceği en güzel şey yiyecek ihtiyaçlarının mecbur olanlar dışındakilerin tamamını bir özel bakkaldan ya da marketten (genelde “Halal / Hallal Meat Store”, “Madina” (“Madinah”, “Al-Madina”), “Bismillah” gibi isimler taşırlar, Yellow Pages’den araştırabilirsiniz) özellikle temin etmek olacaktır. Özellikle büyük kozmopolit şehirlerde hemen her yerden arabayla en fazla 15 dakika içinde böyle bir dükkana ulaşmak mümkün oluyor. Camilerin (masjid) hemen dibinde bu tür dükkanlar nerdeyse hep oluyor.

Tagged :

TRAFİK

TRAFİK

Amerika’da mutlaka trafik sigortanız ve sağlık sigortanız olsun. Olası bir kazaya karışmanız durumunda  masrafların altından kalkmanız çok zor.

Arabanızı parkederken mavi işaretli –engellilere ayrılmış bulunan- yerlere ne olursa olsun kesinlikle parketmeyin, cezası çok ağır oluyor. Parkmetreli yerlere parkettiğinizde uzun süreli olanları tercih edin, ve 3 dakikalığına da olsa bozuk para koymayı ihmal etmeyin.

Arkadan korkunç bir siren sesi geliyor, itfaiye ya da ambulans diyelim ki. Hemen arabayı dikkatlice sağa çekeceksiniz, yavaşlayacak ve gerekiyorsa duracaksınız. Böylece itfaiye rahatça geçebilecek. Türkiye’de bazı insanların yaptığı gibi bu arabaların arkasına takılmayı tavsiye etmiyorum.

Trafik sıkıştığında kornaya gereğinden fazla basarsanız polis size ceza kesebilir.

Diyelim ki sarı ışıktayken geçmeye kalktınız, fakat önünüzdeki arabalar ilerlemediği için yolun ortasında kalıp yolu bloke ettiniz: Ceza yiyebilirsiniz.

Kırmızı ışıkta ve stop işaretlerinde tamamen durmanız gerekiyor (full stop) ve varsa durduğunuz nokta çizginin arkasında olmalı.

Eğer kırmızı ışıkta geçtiğiniz için trafik cezası yerseniz ilk defasında mahkemeye gidip “no law” demeye çalışın, böylece kayıtlarınıza geçmez (bunu yapabilmeniz için 5 yıldır trafik cezası almamış olmalısınız.)  Faturanızı zamanında ödeyin.

Hız limitini aşacak olursanız  otoyolda (interstate) 10 milden fazla, şehir içinde 5 milden fazla aşmayın derim. Böyle yaparsanız ceza alma olasılığınızı oldukça düşürmüş olursunuz. Eğer trafikle ilerliyorsanız en hızlı 2-3 arabadan biri olmayın, ilk onların peşine düşüyor polis. Trafikle birlikte ilerlemek iyi bir fikir. Bazı eyaletlerde hız konusunda daha katı (strict) oluyorlar. Sorup öğrenmek lazım.

Diyelim ki akşam arabanızı sürüyorsunuz, arkadan mavi ışıkları yanıp sönen bir araba gördünüz. İşte o araba polis arabası ve size ceza kesmek için kenara çekmenizi istiyor. İşaret vererek yavaşça kenara çekin, en azından ışıkların kimin için yandığını anlamış olursunuz.  Diyelim gerçekten de size ceza kesmek için takip ediyormuş. Yapacağınız şu: Pencereyi açacaksınız, arabanın iç lambasını yakacaksınız, motoru söndürüp elinizi direksiyonun üzerinde sürer gibi sabit tutup öyle polisin gelmesini bekleyeceksiniz. Sizden ehliyet ve araba sigortasını isteyecek. Onun gözü önünde yavaş hareketlerle uzatacaksınız. Burada iki ihtimal var: Ya sizi sözle uyarıp gidecek ya da arabasına gidip bilgisayardan araştıracak. Her iki durumda da itiraz etmeden ve minimum konuşarak sorularını cevaplandıracaksınız. Size neden kırmızı ışıkta geçtiğinizi sorabilir. Sarı gördüm, ben kırmızı ışık görmedim, sarıdan kırmızıya, sarıya geçerken gördüm diyebilirsiniz; gerçekten öyleyse. Büyük ihtimalle ceza kesmeye niyetli bir polisi, siz tatlı dille fikrinden caydıramayacaksınız, ama niyetini bilmediğiniz için en azından uygun dille müşkülünüzü anlatın.

Alkollü araba kullanmak kesinlikle yapılmaması gereken bir iştir (no no). Eğer alkol kullanıyorsanız belirtilen limitleri aşmayın derim, böylece DUI (driving under influence)’dan trafik suçu işlemiş olmazsınız. Bu trafik suçları arasında kırmızı ışıktan da, hız limitini (mesela 10-12 mil) açmaktan da çok daha büyük bir cürum kabul ediliyor.

Polise rüşvet önermeyi aklınıza bile getirmeyin.

Bu arada muhtemel bir kaza tipini burada belirtmek istiyorum. Asağıdaki şemada farzedelim ki siz A arabasısınız ve sola dönmek istiyorsunuz. B arabası C arabasının önünü kapattığı için C’yi göremiyorsaniz. Eğer böyle bir durumda sola dönmeye calışırsanız B arabası geçtikten hemen sonra C ile çarpışabilirsiniz. Bir kez bu tür kaza olduğunu biliyorum ve ben en azından 3 kere böyle tehlike atlattım, o yüzden size de aktarmak istedim. İnşallah her sola dönüşte bu kural aklınıza gelir.

Aşağıdaki resimde bu tür bir kaza şu şekilde de olabilir: Diyelim ki önünüzde B arabası ve siz de onun hemen ardından sola dönmek istiyorsunuz. B arabası döndükten sonra siz hemen dönmeyip karşıdan C arabasının gelmediğinden emin olmalısınız:

Diyelim ki bir kazaya karıştınız. Yapmanız gereken ideal şey polis çağırmak (eğer yaralanma varsa acil numarasi 911). Ama eğer küçük bir şeyse kendi aranızda da halledebilirsiniz. Bir arkadaşım önündeki arabanın tamponuna dokunduktan sonra sigorta numarasını vermiş,ve dokundugu arabanın sahibi sigorta şirketine $150 işlemiş. Oysa belki o tür küçük bir şeyi o anda (sigortaya işlenmeden) $50’a anlaşabilirlerdi.

 

Kaza yaptıkça sigorta notunuz düşüyor ve SSN’e işlendiği için yaşamınızı ilgilendiren her olayda su yüzüne çıkıyor. Ayrıca uzun bir süre boyunca sigorta primleriniz (insurance premium) oldukça yüksek bir meblağ olarak kalıyor ya da artıyor. O yüzden mümkün olduğunca dikkatli sürün derim.  Ayrıca küçük olayları da büyütmeden kendi aranızda halledebilirsiniz.

Tagged :

AMERİKA’DA VERGİLER

Sizin ilk başta dolduracağınız form 1040NR. Eğer vaktiniz çok darsa ve aşağıda anlatacağım şekilde deduction yapacak masraflarınız çok olmadıysa direkt 1040NR-EZ doldurun, kafanız rahatlar.

 

Vergi formlarını en geç bir hafta öncesinden postaya vermiş olun. Son anda beklenmedik şeyler çıkabiliyor. Mesela ben bir keresinde son günlere bırakmıştım ve gerekli olan W2 formunu bulamadığım için yenisini çıkartmıştım okulun Bursar’s ofisinden. Ayrıca son güne kalınca formlardan bazılarını bulmak oldukça zorlaşabiliyor.

Eğer biraz daha uğraşıp biraz daha az vergi ödeyeyim diyorsanız size bir fikir: Mesleki tüm masraflarınızı, kitap masraflarınızı (mesleki kitaplar olmalı), refund edilmeyen -ulaşım, otel gibi- iş görüşmeleri masraflarını, iş görüşmesiyle ilgili diğer masrafları (mesela www.amazon.com’dan iş başvurusu ile ilgili aldığınız kitapları), refund edilmeyen konferans masraflarını hep vergiden düşebiliyorsunuz. Bununla ilgili özel bir form var. O yüzden yıl içinde bu tür tüm masraflarınızın faturasını özel bir dosyada tutup vergi zamanı kullanabilirsiniz. Aslında sırf kitap masrafları için bile değer bu formu doldurmaya bence.

 

Vergi formunu doldururken social security numaranızı en son yazıp baştan sona öyle bir kontrol edin. Sebebi şu: Social security numaranız sizin resmi işlemler (örn: mağazada kredi kartı ya da indirim kartı için başvurma, ev kiralamak için başvurmak) dışında gizli tutmanız gereken bir numara. Bu numarayı (ve bir de kredi kartı numaralarınızı) ortalıkta fazla dolaştırmanızı önermem, herhangi bir dolandırıcılık (fraud) riskini azaltabilmeniz açısından. SSN numaranızı en son yazmanızın böyle bir avantajı var.

 

Vergi formlarını düzgün bir şekilde ve gerçeğe uygun doldurun. Bu formlar elektronik makinalarda optik okuyucularla okunup karakter tanıyıcı yazılımla bilgisayara aktarılıyor ve bilgisayar yazılanları kontrol ediyor. Gerçi bu işlemi sadece düşük bir oran için yapıyorlar deniyor, ama zaman olarak hesaplarsanız aslında hepsini okumalarının fazla vakit almayacağını farkedeceksiniz.

Tagged :

KANUNLARA RİAYET

Amerika’da Kanunlara Mutlaka Uyun

 

Amerika’da her insanın “social security number” (SSN) denen bir numarası vardır ve yaptığınız her tür kanuni ve finansal işlem (nakit parayla yapılanlar hariç) o numara üzerinden kayıtlara geçer. Bu numarayı almak neredeyse bir zorunluluktur (must). Bu numarayı almadan kredi kartı çıkaramaz ve hiçbir sağlık sisteminden faydalanamazsınız. Ayrıca kanunlar çok ciddi bir şekilde tatbik edilir. O yüzden kanunlara her zaman uymanızı öneriyorum.

 

Amerikalıları yanıltmak ve ucuz hesaplar peşinde olmak yapılmaması gereken şeylerdendir. Örneğin, semtinizde bulunan kütüphaneden ödünç aldığınız kitabı zamanında teslim etmemek, randevunuza geç gitmek (15 dk once orada olmak jest addedilebiliyor), üstünüze kayıtlı faturaları zamanında ödememek gibi yanlışlar sizin ABD’de uzun sureli kalmanıza engel olabileceği gibi bir başka turistik girişinizde karşınıza sorun olarak çıkabiliyor. Çevremden gözlemlediğim kadarıyla, evet amerikalıları bizim ülkemizdeki insanlardan çok kolay ikna edebiliyorsunuz, ama yanıltıldıklarını anladıklarında size ilelebet siliyorlar, ya da en azından uzunca bir süre açık bir tavır alıp işlerinizi zorlaştırabiliyorlar.

Kanunların en hassas olduğu nokta ise vergiler. Meşhur bir Amerikan atasözü şöyle der: “Two things are inevitable: Death and Taxes” (“İki şey kaçınılmazdır: Ölüm ve Vergiler”. Trafik de bir başka hassas konu. Elektronik kameralar ve diğer takip sistemleri sebebiyle bütün trafik ihlallerinizin tespit edileceğinden ve cezalandırılacağından emin olabilirsiniz.

Tagged :

ZAMANI İYİ KULLANMANIN YOLLARI

Zaman, Amerika’da para kadar değerlidir, hatta daha değerlidir. Özellikle de kısıtlı bir zaman diliminde birşeyler başarmak isteyen bizler için…

Bu kıymetli zamanımız, Amerika’da hiç beklenmedik şekillerde ziyan olabiliyor. İşte çok vakit kaybına neden olan şeylerden bazıları ve tasarruf metodları:

 

  • İnternet: Çalışan insanın en büyük düşmanı! YouTube’a, Netflix’e ya da Türk gazetelerine bir dalarsanız günde 2 saatiniz gidebilir. En güzeli kendi kendinize günde ya da haftada diyelim ki belli sayıda bir saati aşmayacağınıza dair söz vermeniz. Mesela e-postalar için günde bir saat, sosyal ağlar için 1 saat, ve video için de 1 saat. Bakın çok az gözüküyordu herbiri ama her gün uyanık olduğunuz ve yemek pişirip yemediğiniz 14 saatten 3’ü, yani %20’sinden fazlası gitti bile!

 

  • E-mail monkey: E-mailinize yeniden yeniden bakma hastalığına “e-mail monkey” (yani sırtınızda sizi sürekli dürtükleyen bir maymun e-maili kontrol etmenizi istiyor 🙂 denir. Eğer böyle bir sorununuz varsa bunu 4 saatte bir ya da mesela günde sadece 3 kez, toplamda bir saati aşmamak kaydıyla sınırlandırabilirsiniz. Ve e-mail için de benzer kurallar oluşturabilirsiniz.

 

  • Televizyon: Vakit kaybı olduğunu daha once söylemiştim.

 

  • Yemek yapmak için uğraşmak: Yemekleri önceden pişirip buzluktan çıkartarak mikrodalgada ısıtabilirsiniz. Bulaşıkla uğraşmak istemiyorsanız kağıt tabak ve çatal alarak epey vakit kazanabilirsiniz.

 

  • Araba satın almak için uğraşmak, araba bakmak: Günleriniz gidebilir bu işe, ama eğer baktığınız araba tiplerini sınırlandırırsanız vakitten tasarruf edebilirsiniz. Ayrıca araba satın alma kısmındaki bilgiler ışığında daha telefonda pek çok arabayı eleyebilirsiniz. Mesela 120K üstündeki ve 10 yıldan daha eski olan arabaları almamanızı tavsiye ederim.

 

  • Yeni gelenlere yardımcı olmak: Yeni gelenlerden birkaçına bir arada size uyan saatlerde (mesela sizin de alışveriş yapacağınız saatlerde) yardımcı olursanız harcadığınız toplam vakit azalacaktır.

 

  • Havaalanında insan karşılama: Buluşacağınız insan gecikebiliyor, başka uçağa binmiş oluyor, ya da bir sonraki uçakla geliyor ve sizin belki o gününüz tamamen gidiyor. Çaresi: Havaalanına ilk geldiği anda Baggage Claim’den sizin ofisinize telefon açacak, siz de iş ya da araştırmanıza ara verip gidip alacaksınız. Böylece yeni inen kişi yarım saat beklemiş olacak, siz ise 3-4 saat bekleme riskini ortadan kaldırmış olacaksınız. Bunu yapmaya gönlünüz elvermiyorsa o zaman en azından
    • buluşacağınız yeri (benim önerim: ilk çıktığı nokta ve orada buluşamazsanız baggage claim),
    • o gün giyeceğiniz kıyafeti,
    • en fazla ne kadar süre bekleyeceğinizi,
    • sizi bulamazsa hangi numaradan kimi arayabileceğini

yazarsanız belirsizliklerin bir kısmı ortadan kalkar.

Ayrıca çok yoğun olarak Türklerin geldiği dönemlerde öğleden önce gelecek olanları birisi, öğleden sonrakileri birisi karşılamak üzere okulunuzdan “van” alabilirsiniz. O gün elinizde bir “Hoşgeldiniz” yazısı tutarak belki haberleşilemeyen diğer Türkleri de havaalanından toplayabilirsiniz.

 

AMERİKA’DA GEZİLECEK YERLER VE ÖNERİLER

Amerika’da tatil için gezilip görülebilecek çok güzel yerler var. Benim favorim “STATE PARKS” ve “NATIONAL PARKS”. Bunlarla ilgili bilgiyi https://www.stateparks.org/ sayfasında bulabilirsiniz. Şehre bir iki saat uzaklıktaki bir yere sabahtan gidilip akşam dönülebilir.

Eğer daha çok vaktiniz varsa zaten arkadaşlarınızdan duyduğunuz turistik yerleri (California, Florida) görebilirsiniz. Buralara gitmeden önce AAA’e uğrayıp harita ve eyaletlerle ilgili kitapları alabilirsiniz. Ayrıca nerelere gideceğinize tam karar veremediyseniz AAA ofisindeki sonsuz sayıdaki katalogdan birini alabilirsiniz.

Eyaletler arası seyahat ederken her eyaletin girişinde “Welcome Center”lar olur. Buralarda durup broşürler alabilirsiniz, ayrıca tuvalet ve aperatif (snack) de bulabilirsiniz. Buralarda uyumak tavsiye olunmaz emniyet açısından, ama çaresiz iseniz eyaletlerarası otoyol (interstate) kenarında uyumaktansa bari buralarda uyuyun.

Gideceğiniz yerdeki otelinizi muhakkak önceden rezerve edin, gittiğinizde yer bulamayabilirsiniz. Şehrin göbeğinde otelde kalmak yerine biraz dışında ve özellikle havalimanı civarında çok daha ucuza oteller bulabilirsiniz. www.priceline.com adresinden satın alabilirsiniz.

Seyahat sırasında en çok masraf sırasıyla araba kirasına veya genel olarak ulaşıma ve konaklamaya otel kirasına, eğlence parkı giriş ücretine, yeme-içmeye, ve hediyelik eşyaya gider. Sonuncu dışında hepsi için AAA ve kupon olayını öneriyorum. Hatta yollardaki lokantaların önünde kupon kitapları oluyor, onları da son dakikaya kaldıysanız kullanabilirsiniz. Yeme içme masrafını azaltmanın yolu içecek olarak su içmek, pahalı et yemeklerinden kaçınmak, hatta birkaç kişi olarak gidiliyorsa evden yiyecek almak.

Tagged :

GREYHOUND NEDİR VE İYİ MİDİR?

Amerika’da bir şehirden bir şehire giderken kullanabileceğiniz bir başka ulaşım şekli Greyhound otobüsleri.  Yakın mesafade uçağın yarı fiyatına geliyor yaklaşık olarak. Benim tecrübem şu: Eğer gideceğiniz yer otobüsle 8 saati aşıyorsa Greyhound tam bir macera ve tam bir eziyet. Gecenin üçünde Amerika’nin ücra bir şehrinin Greyhound otobüs terminalinde hapis gibi beklemek oldukça olağan birşey. Yine normal olan şeyler: saatlerce garlarda bir sonraki otobüsü beklemek, bazen otobüs şoförleri tarafından aşağılanmak, uzun sıranızın dağıtılması ve yepyeni bir yerde sıraya sokulmak, bavullarınızın kirli yerlerde sürüm sürüm sürünmesi, çok pis tuvaletleri kullanma durumunda kalma, etrafta yiyecek satan yer olmadığı için Greyhound terminalindeki yemekleri yeme zorunluluğu. Bunlar eziyet kısmına giriyor. Macera kısmını da yaşayanlar bilir!

Tagged :

AMERİKA’DA UCUZ UÇAK BİLETİ NASIL ALINIR?

Amerika’da seyahat için ucuz uçak biletleri arayabileceğiniz pek çok İnternet sayfası var. Bunlardan bir tanesi

http://www.cheaptickets.com/

Bu konuda iyi olan sayfalar sürekli değistiği için arkadaşlarınızla konuşmanızda yarar var.

 

Bir de şöyle bir olay var: Diyelim ki siz Cleveland’da yaşıyorsunuz ve New York’ta bir arkadaşınızı bir haftasonu ziyaret etmek istiyorsunuz. Pek çok havayolu şirketi çarşamba günü belli olacak şekilde o haftasonuna mahsus indirimli bilet anons ediyor (her hafta ucuzlayan rotalar farklı oluyor). Bu tür bir indirimin olması için Cumartesi sabah yola çıkıp en geç Salı sabah geri dönmek gerekiyor (havayolunun şartları genelde böyle oluyor ama değişebilir, iyi okumak lazım şartları). Bu tür son dakika indirimleri

https://upgradedpoints.com/best-websites-for-booking-cheap-flights

sitesinde listelenen sitelerden birinden takip edebilirsiniz.  Özellikle öğrenciler için iyi bir fırsat.

Tagged :

TÜRKİYE’YE SEYAHAT

Önemli bir konu var ki onu ilk baştan burada belirteyim: Öğrenci olanlar tatil için Türkiye’ye gidip gelmeyi planlıyorlarsa I-20 (ya da IAP-66) formlarını International Student Services’te imzalatmalılar. Eğer bunu yapmazlarsa Türkiye’den buraya dönüşte Amerika’ya giremeyebilirler. Ayrıca hocadan alınacak “bu öğrenci benle çalışıyor” şeklinde bir doküman faydalı olabilir, bunu da International Student Services’e sorun.

 

Türkiye’ye seyahat biletini birkaç türlü alabilirsiniz. Bunlardan ilki almayı düşündüğünüz havayolunun (mesela Delta) web sayfasında sıkça bağlanarak ve mail listelerine abone olarak ilgi duyduğunuz rotayla ilgili indirimli biletleri takip etmek. Benzer bir servis www.travelocity.com için de geçerli. Biletinizi açık arttırma ile www.priceline.com adresinden de alabilirsiniz.

 

Bunun yanısıra pek çok Türk’ün yaptığı bir şey buradaki Türk menşeili (kökenli) seyahat acentalarından bilet almak. Firmaları bizzat arayarak fiyat almanızı ve kendiniz tecrübe etmenizi öneririm.  Ayrıca www.hotwire.com sitesinden araba kiralama ve uçak bileti konusunda yararlanılabilinirken, www.hipmunk.com sitesinden uçak bileti için grafiklerle saat ve fiyat karşılaştırması yapılabilir.

 

Biletleri önceden almak genelde fiyat açısından büyük avantajlar sağlıyor. Özellikle pek çok havayolu şirketinin birkaç hafta öncesinden alınacak biletler için verdiği fiyatlar çok çok iyi oluyor.

 

Türkiye’ye tatile gitmek için en uygun zaman şüphesiz ki Noel tatili (Christmas break). Bu zaman dilimi içinde okullar kapalı oluyor, kütüphaneler kapalı oluyor ve pek çok yer ıssız oluyor. Türk öğrencilerin de pek çoğu Türkiye’ye gitmiş oluyor ve yalnız başına Amerika’da yapacak fazla birşey olmuyor.  Çoğunlukla herkes seyahat etmek istediğinden biletler pahalı, oteller pahalı, kalabalık, soğuk  vb. nedenlerden  Amerika içinde gezi düzenlemek de zor oluyor.

Tagged :

TELEVİZYON

Her şehirde televizyon normal ulusal (national) kanalları içeriyor. Ayrıca ayda belli bir ücret karşılığı kablolu TV yayınını alabilirsiniz, ki bu da kanal sayısını arttırır. Benim uzun yıllar sonucu tecrübem; öğrenciyseniz eğer televizyon bulunmayan bir evin televizyon bulunan bir evden çok daha iyi olduğu. Özellikle okulda çalışmalarını sürdüren arkadaşlar için televizyon büyük bir vakit kaybına sebep oluyor. O yüzden mümkünse eve televizyonu sokmamanızı öneririm. Ama diyelim ki mutlaka evde bir eğlence istiyorsunuz, benim düşünceme göre Apple TV cihaz ile beraber Netflix, ve YouTube üyelikleri yeter ve artar. Hatta sıkça Amazon’dan alışveriş yapma niyetiniz varsa, Amazon Prime üyeliği de alabilirsiniz. Netflix ve YouTube videolarını altyazılı izlemek İngilizcenizi geliştirmeye oldukça faydalı olacaktır.

Tagged :